1 Nisan 2025

ehonomi çok eyii nöroergonomi çok kötü

ehonomi çok eyii nöroergonomi çok kötü

nasıl bir ek iş yapsak, bahis de bu hafta ne oynasak da 100-200 liraya 3-5 bin gelir mi diye deneyip yutulsak derdinde çalıştığım fabrikanın asgari ücret alan benim de dahil olduğum taşeron kısmı. daha zamlı maaşı bir kez aldık sadece. şimdiden yetmeyen.. ama isyanı HAK getire.. pardon, göklerden gelen karar ile isyan da yasaklanmıştır kesin.. tarihsel uydurma bedava her din ve millet işlerinde.. 

geçinebilmek için günde 8 saat 6 gün vardiyalı çalıştığı halde buna ek bir bazılarınınsa iki iş yaptığı tanıdıklarım var ve toplamda 3 işte çalışıp günde 4 saat uyuyup çocuğunu göremeyen insanın fıkrasını anlatmamı ister misiniz? fıkra dedim çünkü, bunlar umrunda olmayan o tepetaklak gelesi yakın olan ve fakat tepemizde olduklarını zannettiğiniz halbuki kendileri de birer kukla olan iktidar veya muhalefet aktörlerine fıkra gelebilir, bugüne kadar yazdığım ve bundan sonra yazacağım, yaşadığım ve yaşayacağım, yaşadığımız ve yaşayacağımız her şey.. ama onlara da yaşatacaklarımız var elbet.. helalleşmeden üstelik. hakkımız helal değil, ve bu söz konusu falan da edilemez hatta. 

yine aynı fabrikada sendikalılar ise, hisse altın bitcoin ev araba alım satım, bahisde at yarışında çok çok çok yüklü kupon yapma peşinde..

yıllık ortalama maaşlarda, onların yan hakları ve ikramiyelerini baz alınca sendikalılarla aramızda minimum (en düşük olan kesimi) 4 kat varken, ki bu fark 7-8-9 katına çıkabiliyor kıdemlileri ile.. dahası, sendikalıların mesaileri 3, duruma göre gece vardiyasında ise fazlasıyla katlanırken, bizimki pazar ve bayram dahil gece gündüz fark etmeksizin 1,5 ile çarpılırken. onlar gece vardiyasına sağlam prim alırken bizde günün her saati, ücret aynı iken. sendikalıların aldıkları hastalık raporlarında devletin kestiği iki günü şirket öderken. bizim ise 3 gün alırsak 2 gününe devlet el koyarken.. üstelik o vereceği bir günü de, çalışsam alacağım günlük net ücretimden daha da az veren devlet... e daha sayayım mı sabaha mı bırakacaksınız? karpuz da sever misiniz? 

ve şirket elinden gelse herkesi taşeron çalışan yapmaya çalışırken, sendikalı olmayan ama kadrolu (taşeron değil) bir temizlik çalışanı sendikaya üye olunca, şirket ve sendika anlaşıp, çalışanı sendikadan çıkartırken.. ancak aramızda kadrolu ve dahası sendikalı olup bizden dört kat fazla maaş alan ve her türlü yan haktan da yararlanan "hoca" lakaplı selam sabah vermediğim, ağız yoklayan ispyoncu patroncu bir temizlik çalışanı da varken, yani aynı işi yapmamıza rağmen dört katı mangır ve bir dolu yan hakkı olurken hocanın.. 

ve bizim sendikalı olmamız imkansız iken ki bu da başka bir yazının konusu olsun sayın her şeyi çok bilen ve hayatında bir gün olsun fabrikadan içeri adım atmamış olduğu halde fabrika işçileri adına konuşup duran televizyonlara çıkan ve sürekli işçi hakları hakkında yazıp duran solcu olup bu işten para kazanan ve herhangi bir doğrudan eylemde pratiği olmayan enteDÜNtel yazar akademisyen zanatçı caNbazlar

hangi sendikal mücadeleden hangi işçi haklarından hangi adalet ve kalkınmadan hangi cumhuriyet ve halktan hangi demokrasi ve eşitlikten hangi milliyetin hareketinden hangi dinin refah ve saadetinden hangi davanın hürlüğünden hangi işçinin ergonomisinden bahsediyor birileri? ben cahilem babol, fakirem, okumaya da gücüm yetmedi.. bilmem yani.. soruyorum sadece.. öğrenmek için.. başka bir kötü amacım yoktur.. uluslarası örgütlü ve bağımsız isyan çorbasında tuz karabiber salça odun kazan.. balta molotof c4 kanas meşale flama çakmak maske sprey kağıt kalem mürekkep toner kartuş uhu makas neşter video müzik resim kolaj yazı ses göz kulak his olmak dışında.. 

son bir kaç sorum daha olacak birilerinin baş örtmenlerine ve bir diğerlerinin allahlarının halifesine.. (bu arada taoizmle islamı sentezleyen kendimce bir inancım var ve politik anlamda anarşiye de, tao allah yehova ya da hangi dilde ne ise o "her şeyi kaplayan ve hiçbir şey olan" tek varlığa bağlığım ilkokuldan beri gelmekte.. herhangi bir şeyin çisi çusu şucusu bucusu herhangi bir ideolojinin savunucusu olmadım asla ve anarşizm diye bir kelime de kullanmadım, çünkü anarşi bir oluş hali bir yaşam rutni bir hayat düsturu ve doğanın ruhu ve kosmosun şuurudur en yalınlığıyla.) sorularıma gelince at tırnaklarına: 

komşusu tokken aç yatmak mı? vekilleri olan hükümettekilerinin vergilerinizle, düzenbaz ihaleleri ile ve durmadan para basmaları ile zenginleşirken; vergilendirilmiş kazancın kutsal olduğuna inanmak mı? patronların senin emeğinle zenginleşirken iş ahlakı mı? pardon ama bu para işleri hangi din ve millet bakanlığına bağlı oluyor? merak işte.. fakir ve cahilem ben, dedim ya. okumam yok, yazmam var sadece... türkçeyi okuyamıyor ve kekeleyerek konuşuyorum, duyduğumu anlamada sıkıntım yok ama.. cevapları bekliyorum. dedim ya, okumam yok benim, sadece yazabiliyorum.. c4 seviyesinde hem de.. yersen.. 

sinirlerime sakin olmama gerek yok sayın psikiyatrim, ilaçlarımı artırıp dayadınız yazdan beri kan tahlillerim düşük çıkıyor diye, iki ay önce.. ilacım var evet, sağolsun sigortalı çalışan olarak üste baya para ödesem de alabiliyorum hala onları.. relax stella relax.. çözüyor her şeyi ben.. ben çözünmesem de 6 yaşımdan beri.. mışıl mışıl uyuyorum ben... güneş batıdan doğunca uyandırın beni, tövbe etmeye ihtiyaç duymuyorum öncesinde.. isyanın hak olduğuna inanan ve, tao ile islam'ı sentezleyen katli vacip bir zındıkım gözünüzde biliyorum.. 

çav belladonna.. 

* "ehonomi çok eyii: otonom piyade/saian - varyate isimli parçadan alıntı. "İstemesen de kalkacak kazan / Otonom lobotomikal lirik yazıp azan / Gazetede sürmanşet yalan / 'Ehonomi çok eyii, Alman'lar kıskandı' falan" 

** nöroergomomi: ergonomi ve sinirbilimi birleştiren bilim dalı. ergomomi ise; insanın fiziksel ve psikolojik özelliklerini inceleyerek insanın makine ve çevre ile olan uyumunu doğal ve teknik olarak araştırma ve geliştirme çalışmaları topluluğudur. yunancada ergo iş, nomos ise yasa anlamına gelmektedir. (kaynak; wiki) 

*** stella: yazmaya başladığımdan beri hiç konuşmayan karakterimdir. hep aynı şekilde anarım kendisini: "relax stella relax" diye. psikiyatrist olur kendileri. bi sürü sabit karakterim var bilen bilir. onlar karakter de değil zati. hayaletlerim.. 

hayal edin.. her şeyi riske atarak o hayalin uçurumundan zıplayın.. bencilce, kendinizi kurtarmaya yönelik veya bu hayatın içi boş keyfi hazlarına yönelik değilse düşleriniz, özgürlük aşk ve isyan için ise, uçarsanız bile düşmek yerine.. 

27şubat25 1645

(olaylar başlamadan çoğ önce yazmıştım..bloga ekleyip paylaşayım bare dedim.) 

31 Mart 2025

tükürük (CSNS Yayımları - 2020 - ocak)

bastığım son zine bu. sonrası malum. var bişiler de gerek duymuyorum. bunu buraya koyasım geldi. hepsi bu.. öfkeye dair ve neden her şeyi (geleceğimiz ve hayatımız dahil) riske atıp isyan etmemiz, dünyayı değiştirmek için mücadele etmemiz gerektiğine dair bir zine. ben hayatım boyunca böyle yaşadım, kendime ihanet etmedim hiç olmazsa. güzel bir gelecek düşü ve kendini kurtarma mavrası adına.. fazla konuşmayayım.. 


tamamı el işi el yazısıdır efenim.. 


iyi istiraatler, servisten bunu demeden ineni dövüyorlarmış venüsün bir çorbanize SANAiyi çölgesinde.. 


hem online okumalık hem indirmelik: link (dropbox)


online okumalık: link (calameo)


ve kapak.. ve reklamlar ve hava durumu ve spor haberleri ve dizi. ve toplumun çoğu ne eylemleri umursar ne herhangi başka bir şeyi.. 1000 kişilik fabrikadayım, hem de izmir gibi bir yerde.. iyi bir örneklem gözlem için.. işçi sınıfı sokağa dökülmeden genel grev yapmadan, bir cacık olmaz.. türkiye işçi sınıfı da 100 yıldır zayıf karnesi ile sınıf tekrarı yapar.. nokta. ben de onlardan biriyim.. yine de bu fanzin dursun burada.. ben durmasam da olur.. 





I AM DEAD 2056

öldüğü yıl keşfettiğim ve hayatımı 90 değil, tam 180 derece değiştirdiği için, bu klip ve şarkı ve kendisi blogta olsun istedim.. şarkı fan işi remix ve klip de fan-made gerçi. olsun yavrum. fanzine kelimesinin fan'ının geldiği yeri severük.. 

8 ağustos 2056'da kalp krizinden öleceğimi biliyorsunuz değil mi? o güne değin sigaramı elimden dumanımı nefesimden eksiltmeden üstelik.. ne intiharı? 

zack puştu, uzun uzun çok uzun bir süre kontrolü ele geçirmişti.. 

i am back nigga..

zack is dead, girdap is back

yin yang'ın iki yanı.. 

karanlık ve aydınlığa olan saygımla

ayın çekirdeğinden, tüm gezegenlerin içinden geçecek bir tünel kazıyordum güneşe, oradan ayımı ve ayın kızını (rabia) seyretmek için.

tıpkı kuzenim kardeşim eşik kertmem* eşiğim keny arkana'nın bana yazdığı tek e-postada üstelik türkçe kelimelerle dediği gibi: 

"karanlık dışarıda hissedilir olduğunda bile, kuvvet ve ışık kalbinde yaşayabilir" rabia

peace, love, révolte

selam sevgi ve dua ile

çav belladonna.. 

*eşik kertmedeki eşik, bana eşik atlattığı içindir.. eşik atlamak, sadece bir eşiği aşmak, engeli aşmak değil, yükselmek manasına da gelir bu ifademde.. o yüzden dedim hep eşik kertmem diye keny arkana için.. 

---------------------

"inanmayın, siz ona, hala yarı ölü  adlı şiirindeki ruh hali var gözlerinde, bi tek ben anlarım, özlem refik tuncay da anlayamaz o bakışı ve artık ispiyonlamak zorundayım bunu size, ben başa çıkamıyorum" seçil

"seçil sus, ölsün de yanıma zemt'e gelsin girdo diye bekliyorum 20 yıldır, sesini kes, onunla da temas kurmayı bırakın artık yaşamda tutmak için" özlem

"özlem? sen ne ara geldin?" girdo

"senin için gelmedim, zack için geldim ve gittim" özlem

"seçil, ne ara geldi o, neler oluyor?" girdo

"sen boş ver o kahVeyi, bi kahPen varsa aç da izleyelim, güleriz" seçil

"ben sikmeyi tercih ediyorum kaçtım, gelirken bir şey getireyim mi koçum?" tuncay

"eroin?" zack

 "olmaz o, bize kadar, kullanmayana yok, kaçar ben" tuncay

"yuh artık zack, sikerim izahatınının alımını, sus artık zack, çay içelim girdo" seçil

"gitmeyeceksin ama bu gece" girdo

"söz veremem, refik de zorda biliyorsun" seçil

"o da gelsin" girdo

"özlem darlıyor onu buraya gelmesin diye bir süredir" seçil

"özlem de gelsin" zack

"sikerim özlem'ini zack, gelemez o, gelmesin zaten, ki gelmesin diye çabalıyoruz tuncay ve refik ile, gerekirse çin seddinin üzerine berlin duvarını örer, meksika amerika arası yeni duvarı arkasına çeker, o da olmadı yecüc mecüc için zülkerneyn hazretlerinin kapattığı karadeliğin önündeki redimi açar, seni oradan fırlatırız zack, yine de engel oluruz, girdo'yu özlem götürmesin diye"

"hiç bir şey anlamadım seçil dediklerinden" girdo

"anlama diye konuştum, anlam arama diye de aynı zamanda, çay olmuştur, ezan da okunacak bir saate, gel balkona çakalım" seçil

"oley" girdo

geriye dönüşler part 3 kesit (bunları  yani geriye dönüşler kesitlerini ve özlem seçil tuncay refik isimli hayaletlerimi pek yayınlamıyorum artık burada, sonra toplu basarız diye hayatlerim geliyor yoksa daima, gelmeselerdi, ben giderdim zaten daha çocuk yaşta..)

------------------------

2pac - I am dead 1996

30 Mart 2025

erişime kapanmıştır

sonsyal medya hesaplarıma son bir kaç bişi ekledim efenim..ama oralardan beni dürterseniz görmem.. ben yokum sanal iletişim babında bir yerlerde.. mazur görün.. arayıp soran yazan ses çıkaran yok zaten uzun zamandır gerçi de, olsun... ben de sessiz olmaya karar vereli bir süre önceydi.. siz de sessiz olmaya devam edin.. bir tatlı huzur almaya.. pardon yanlış söyledim; bir tatlı sessizlik almaya geldim, karanlıktan.. ah karanlıktan... 

e-posta var yersen: girdap@riseup.net


bu blogta yer almayan baya bir şeyim de, neyim? metnim falan, şu adreste efenim, onları da bureye alcem nefes alabilmeye devam edersem:

 zonksal ketyalar: 
face: @unthatow
twit: @unthatow

youtube kanalım açık arada bişiler tühtühlerim.. bu blog da açık tabe, gugle amca blogspot hizmetini sonlandırmadığı sürece, bendeniz gitse bile... 


ha unutmadan bak bu da güzel daha eklencek her dilden her bir şe: 


hadi çav belladonna 

if i die 2night

if i die 2night

ben ölüyorum
ve hiç kimsenin umrunda değil
diyemem buna

umursayacak olan
bir kaç insan

ailem ve sayısı onu geçmeyecek olan
dostum dışında 
herkes için hiçkimse
olduğumu
ve öldüğümde öyle kalmaya
devam edeceğimi her an her saniye
anımsatacak kadar bana
sessiz olanları geçersek

buraya bakmaya
ancak öldüğümde
tamam buraya kadar dediğim noktada
kararı verip metodu seçip
kendi azrailim olduğumda
akıl edecekler galiba

söyleyemiyorum
söyleyemiyorum sesim çıkmıyor
ölüyorum amına koyayım diye
bağırmak istiyorum 
avazımın çıktığından daha fazla
üstelik bir megafona bile ihtiyaç duymadan ve
sesim ulaşsın istiyorum
istiyordum
tüm benim gibi sessizden giden
gidecek olan
faili kendilere


içten içe içlerini yiyen
her türlü çığlığa karşı
zihinlerini nasıl kapattıklarını
öğretsinler bana
hala devam edebiliyorsa yaşamaya
benzerlerim

bir ses bir müzik bir film bir şu bir o bir bu
yok çözümü
işe git ve boğazlamamak için kimseyi
sabret sekiz saat
eve gel ve mutlu görün annene ablana yeğenine 
diğer ablana abine
köpeklere ve balkondaki kedilere bile
mutlu görün

ama fırında çalışan kızlara ya da
bakkala eczacıya komşuya
mutlu görünmenin bir anlamı yok
o yüzden çıkınca evden
kastığın içini büyük bir eforla
bırakabilirsin dışarıya
iş yerinde de çaktırma
hatta iş yerinde hiçkimseye hiçbir şey çaktırma asla

tanrım sen bile
çakmıyorsan artık
ne diim senin tanrılığına

ürettiğim eserleri ben de korumam sahiplenmem
ama elimde senin gibi bir güç olsa
tüm sessizce ölüp gitmek zorunda olanlara
-evet buradaki doğru duygu zorunda olmak-
bir sihirbazlık gösterisi yapardım

artık dua etmiyorum bile sana
cennet ya da cehennem için çaba sarf etmedim asla
ama senin varlığın ve rızan
önemli olduğu bir süre öncesine kadar bana
umursamıyorum artık kusura bakma

deyin zamana
değin zamana
kucaklayın onu
paket yapıp süsleyip
sarın satın her anı ona buna şuna

ben burada
kendi odamda
kendi zihnimin çıkmaz koridorlarında
zaman öldürerek 
müzikle filmle kitapla
hatta pornoyla ve kağıtlar keserek yayınlamayacağım kolajlar için
asla satmayacak yayınları basmayı tenezül etmeden artık hazırlayacak
asla kimsenin okumayacağı kitaplar yazacak
ama size söz veriyorum
öleceğim azrailim olup annemden sonra

şimdilik bekliyorum
bekliyorum çünkü ona
bunu yapmayacağım

ve yapacağım sonra çünkü
çalışıp aldığı tüm maaşı
bankaya verip
yine de borcunu ödeyemeyen biri olarak
o çağrılarınıza
oraya gidelim gezelim
buraya tatile gidelim
eyleme gelir misin
barda içelim
istanbul'a gelicek misin
ankara'ya gidelim mi
gibi gibi gibi
bir dolu bir dolu bir dolu
sorularınıza
kocaman bir pankart açıp işportamda
ben öldüm yazıp öfke dolu
cevap vermeye bile
tenezül edecek kadar
beni önemsediğinizi hissetmiyorum

öyle olsaydı
aylardır burada
yazıp ettiklerime karşı
bir kişi ulan bir kişi
"nasılsın zack yazdıklarına baktım şimdi endişeyle..."
diye sorardı...

dışarı çıkmak istemiyorum
işe gidip eve gelmek dışında hiçbir şey yapmak istemiyorum
hiçkimseyle hiçbir şey yapmamaya karar verdim
evet buna bugün bu saat bu dakika karar verdim
gece ikide yatıp gece dörtte kalkıp
iki saat uykudan sonra bir kahve alıp ve
sabahın beşinde iş için kalkmama rağmen
sanki on saat uyumuş gibi oturup kalkınca
yakıp sigaramı
nasıl atlatırım bu gece ölümü
diye düşünürken

ölmek istiyorum dostlar
ölmek istiyorum ailem
ölmek istiyorum keny arkana
ölmek istiyorum tanrım

lütfen bana engel olmayın
lütfen üzülmeyin
çünkü hiçbir şey hissetmemek
bir şeyler hissetmekten daha iyi geldiği için son zamanlarda
uyuşturucuya bile 23 sene önce kitlediğim
 kapımı zorluyor zihnim

zihnim beni çok zorluyor ve
bunları buraya yazmak dışında elimden
hiçbir şey gelmiyor
öl öl öl
öldürün onu öldürün onu öldürün onu

pardon acaba bana 500bin lira borç verir misiniz?
napacan o kadar parayı?
bankaya vericem
faize mi?
evet faize, borcumun ana parası katlaya katlaya oluşan faize doğru

ha ben de faize atçan sandım bu aralar herkes öyle yapıyor
sokayım herkese sen de dahilsin bu herkese siktir git
bro ayıp ediyorsun ama
ne brosu lan hiç sevmediğim hitap bu, kanka da öyle 
e tamam hitap etmeyiz öyle
hiçbir şekilde hitap etme sus 
sana da bir şey denmiyor

demeyin o zaman
dedikleriniz fayda etmedi
diyecekleriniz fayda etmeyecek
ben gidiyorum
gömün ve yaşamınıza 
kahkalarınıza ve sarhoşluklarınıza
kaldığınız yerden devam edin
unutun gitsin
hatırlamadığı bir şeyi unutmaz insan gerçi
hal hatır sorulmayan hatırlanmamıştır ya hani
ve benim sıkıntım bu da değildi
bu son kısımlar sadece 
kendinize sunacağınız bahanelere
attığım oklar

kendime sıktığım kurşunlardan emin olun
daha hafifini batırıyorum dış alemime
suçun aslı ben de
o halde idam edin pezevengi
ve yolumuza bakalım hadi
geç kalıyoruz
ölüm saati geldi

30 mart 2025 - 0544
ramazan bayramı 1. günü

başlık 2pac'ın bir şarkısının adıdır
türkçe çevirili link: 

"I'm sick of psychotic society, somebody save me
Addicted to drama, so even Mama couldn't raise me
Even the preacher and all my teachers couldn't reach me
I run in the streets and puffing weed with my peeps" pac




5 Mart 2025

sıkışmış

sıkışmış

son bir kaç aydır güne bahis bültenini incelemek ile başlardı sercan. eğer işe sabah gidecekse, kahvesini yapar sigarasını yapar ve evden çıkmadan bültene bakardı şöyle bi. öğlen gidiyorsa da durum değişmezdi. son dakika uyanır kahvesini yapar ve bülteni incelerdi. 
yaklaşık 20 yıl önce bırakmıştı halbuki kumarı. o vakitler, yani gençliğinde, çok para basar, parayı vurmak için oynardı bahis. bahis ve at yarışı. gerçi at yarışı baba mesleği idi. daha okuma yazma bilmiyorken başlamıştı at yarışına.. babası eline bir kalem tutuşturur ve bülteni önüne koyardı. kalem nereye hangi ata mürekkebini basarsa artık.. rastgele.. zamanla okuma yazma öğrendi ve babası ismini sevdiğin atı yaz dedi ona. zamanla atları, istatistikleri, jokeyleri, atlar çimde mi kumda mı iyi, hangi jokey orospu çocuğu, hangi at süprize açık öğrenmişti. ilk okul dörtte kendi yapıp babasına verdiği kuponlar, çalışma hayatına atılmadan önce cep harçlığı ile oynamaya döndü. sonraki yıllar bahisler de yaşadığı ülkede yaygınlaşınca, onlara da minnet etti. 2000 yılıydı yanlış hatırlamıyorsa, yaptığı ilk bahis kuponunda ki -o zamanlar şimdiki gibi akıllı telefon ile uygulamadan değil, bayiiden oynanırdı- nasıl oynandığını bilmediği için tüm kuponu doldurmuş ve hayatı boyunca çalışmadan yaşayayabileceği hatta kendi işini kurup, (yayınevi kurmak ve infoshop açmak istiyordu) hayallerini gerçekleştireceği parayı bir maç ile kaçırmıştı.. 15de14 bilmişti. sonradan öğrendi minimum bahis oranı diye bir şey olduğunu ama şimdiki gibi tek maça girilmiyor ve canlı oynanmıyordu. en az 4 maç. ve 2005 yılında iki gün üst üste dört maçta 4 beraberlik bilip, sağlam para kaldırıp (onu kandırıp, hatta hadi açık konuşalım seks içermese de kendi algıladığı anlam ile aldatıp, peşinee de terk edicek) ikinci sevgilisinin yanına istanbula gitmişti. sonrasında hayatına giren çoğu kadında da aynı şeyleri yaşamıştı.
atlar da onu kandırıyordu. atlar değil, jokeyler.. gelmicek atı getirir, gelcek atı bilerek getirmezlerdi. futbolda da şike vardı. yayınevleri kitaplarını basmaz, yazdığı metinleri kimse okumaz ve bastığı yayınları kimse almazdı. 2008 yılında önce atları sonra maçları bıraktı. 2018 yılında kadınları ve çalışmayı.. 2024 yılında hayatını ve hayallerini.. 2025 yılı başında yaşama devam etme gücünü ve enerjisini..
günümüze dönersek.. dediğim gibi, son bir kaç aydır güne bahis bültenini incelemek ile başlar, bazen buna tüm gününü harcardı. gençliğinde çok kitap okumuştu. okumak istemiyordu artık. çok kitap da yazmış yayın da basmıştı. bunları da istemiyordu. Sevgili? olmuştu tabii bir kaç kez, hem de arkadaşlarının kıskandığı, hatta şunu dahi kulaktan kulağa işitmesine sebep olduğu hatunlarla; 

“sercan nerden bulmuş lan bu hatunu”
 “bu hatun da sercanda ne buluyor ya” 

en kötüsünü yakın bir dostından işitmişti ayrıldıktan sonra evlenmek üzere olduğu sevgilisi hakkında: “sen şimdi nihal'i siktin mi?”

 evet efendim evlenmenin eşiğine bile gelmiş ama terk edilmişti olmadık bir zamanda olmadık bir günde olmadık bir psikolojide iken..
geçmişi geçip günümüze gelirsek, her gün olmasa bile bahislere dönmüştü yüzünü, bahislere ve pornoya. üstelik para kazanmak için bahis oynamıyor, bankaya olan yüklü borcunu kapatmak için, ya da o ayki açığını tamamlamak için 30 liraya 500bin veya 30 liraya 30 bin veren kuponlar yapıyordu, bazen iki üç beş bin alır, onu her gün sabahın köründe arayıp akşama kadar da arayan bankaya öderdi.. 

illa boşalmak için de porno izlemiyordu. elini sikine bile atmaz hatta siki bile kalkmazdı çoğu zaman.. uyuşmaya, zihnini uyuşturmaya çalışıyordu ve sadece porno kurgularını dekorlarını veya görüntü ve aksiyonlarını, en iyi sanat filmlerinden de en klas hollywood yapımı dizi ve filmlerinden de daha eğlenceli matrak komik ve zaman öldürücü zihin uyuşturucu buluyordu. bahisleri de öyle..
gençliğine ddönmüşü. hayır efendim gençleşmemişti. gençliğine dönmüştü ama bi farkla.. içi ölmüştü..
her gün bahis bültenini, oynamasa bile incelerdi, ve amacı gençliğindeki gibi para kazanmak değildi artık.. yasal bahis sitesinin izin verdiği en küçük tutarda oynar, bir bilemedin iki maksimum dört maç yazardı bazen gelen küçük parayı büyük paraya koşmak için basmak adına.. küçük oynar küçük kazanırdı ama ne zaman iş bankaya olan tüm borcunu veya açığını kapatmaya gelse, olmazdı o iş. bir keresinde tek golden bankaya olan borcunun yarısını kaçırmış, üstelik tutarı 126 tl olan kupona, bir keresinde de tek basketten iki ay geriden gidip paso yüklü faiz yediği borcunu sadece o ay için açığı kapatıp eşitlicek parayı kaçırmıştı 30 liralık kuponda.. hoş açığı kapatsa nolurdu, aldığı asgari ücret aylık ödemesinden epey az olduğu için gene geriye düşecek gene faiz yiyecek, gene onu bunaltan banka aramalarını canı isteyince açıcaktı.. 

geçen telefon faturasını yatırdı mesela son ödeme günü geldiğinde çıkışmayan parayı sevmediği mancestir city maçında yine sevmediği real madride girip 4,5 alt 1 girip, gelen 250 tl ile dört maç yazıp 1000 lira çaktı. bazı ödemelerini de telefon faturasına yansıttığı için gelen 750 tl faturayı yatırdı. bir kaç ay önce bir kredisini ödedi bu çocuk.. ama umrunda değil ne kazandığı, ne kaybettiği, zaman ölsün yeter ona.. yoksa kendisi ölücek efendim..
bülteni inceler ve takip ettiği takımların veya liglerin maçları yoksa, ender olarak heyecan olsun diye sadece kurallarını bildiği tenise, ne kurallarını ne takımlarını bildiği hentbola 30 tl bastığı da olur. artık şansını denemediği bilorda ve dövüşe de bahis aldı ama heyecanlı olmadı bu iki branş.. sadece istatistik ve ekran takip etmek sıkıcıydı. takip ettiği bir kaç avrupa ve güney amerika futbol ligi, özellikle büyük uluslarası turnuvalar, nba ve eurolig, yerli voleybol kadınlar ve mili voleybol kadınlar maçları dışında bir şey oymamaz çok uzun zamandır da.. oynar ve izler ama. maksat zaman ölsün zihin uyuşsun.. 

hatta akşam, gençliğinin takımı liverpool, sermaya takımı paris saint germen'e kaysın diye maç izlicek ama yine de üstvar girip 30 tl’ye 300 tl veren bir kupon yaptı. Uyumazsa gece nba’a basar gelen parayı geçinip gider.. gençliğinde internet kağnı hızından bile yavaş iken korsan cdciden alıp boşalmak için izlediği dönemden isimlerini bildiği ve hala var olan kadim stüdyolar veya son dönem malum sektöre adını yazdırıp dikkani celp eden starlar bir şeyler yayınladıysa, onları izler cinsel bir arzu duymadan.. uyur uyanır işe gider. uyur uyanır eve gelir. uyur uyanır ölemez. uyur uyanır uyanmak istemez. ve ölemediği için bu şekilde yaşamını sürdürür.. siz onu mazur görün.. bakın bunları yazarken iş yerinden arıyorlar.. siktiminin iş yerinden.. vardiyam bitti lan benim.. açanı siksinler.. daha bülteni incelicem göt.. seni bekledik vardiya almadın gittin giyinmeye beni gördüğün halde.. evde rahatsız etme bare..
ne diyordum efendim.. arada müzik dinleyip bir kaç satır bir şey de okur takip ettiği bir iki üç diziyi izler, tek üyeliği olan mubiye takılır falan ama günü genelde anlattığım gibi geçer girdabın.. şey pardon karıştırdım, sercan diyecektim..
ölmeden sağ kalır, şu sikik iş yerinden kurtulur, bankaya olan borcunu ödeyebilirse, kendi hayatına kaldığı yerden devam edicek efenim.. ama bakın biri aradı açmadım öteki arıyor.. vardiya almayınını açmadık, çayçısı arıyor.. mesajda geldi.. sikerler işinizi altınızı üstünüzü nacho vidal siksin... susun beynimin düzülmesi servisten inince bitmeli.. yoksa gerçekten ben kendi işimi bitiricem artık.. bu karanlık blog daha da karanlığa erişmemeli..
nefes al nefes ver.. 

5 mart 2025 - 1702



1 Mart 2025

"ölmek istediğim yerdeyim"

Radansa - Yağmur ve Tortu





[Verse 1]
Uyanmak istemem bugünde soğuk sabah
Odamı sarmalayan duman sindi tenime yorgan gibi
Basık tavan rutubet ve külle besili karanlık
Ayak seslerinde kaybolan düşüncelerde dalgınım
Bir yanımda resimler diğer yanımda öfke
Çünkü enkaz altı beden sabahçı kahvesinde
Ayılmaktı niyetim olmasaydı gidenler
Direnci kalmamış bi' yürekte kan bekleyenler!
Neyin peşindeyim bugünde kalabalık bi' boşluk
Bıraktım onca kelime kalem kırık kafam bozuk
Uyuştu çenеm panik atak zamanı soluksuz
Koştum onca cadde ölemedim bugündе buz
Yürekte eridi nafileydi çabam
Boğaza yapıştı ben kurtulamadım onca zaman
Geçip gider fakat değişmeyen sıkıntılar
En karizma şekil geber'cem sıkıntıdan!
[Verse 2]
Kitap değil be sandığın değil
Flu bi' kelime oldu son deminde tenime işlemiş
Parmak aramdan çıkan dumanla beslenip
Yazıldı onca kelime sisli güneşi bekleyip
Konuşmasam da gözüme baktığında anlayacak
Kıyımda heybetiyle dalga surata vurduğunda
Son bi' veda cümlesinde sonunu bulduğunda
En cilalı küfürler yetişti şaraba vurduğunda
Kimin deminde kaldı gerçek bak daraldı mercek
Pervazımda tablo bak da terk et
Her bi' dünde bugün var bugünde dünüm
İnsan içine düşmek istemedim kalbe kördüğüm
Atıp da sendeledim zordu evet sanma basit
Kayıptı parçaladım ruh bedende zulüm kesik
Tenimde onca kesit sonda nefes verip
Ölmek istediğim yerdeyim

12 Şubat 2025

ninni

 # ninni #


hareket alanı kısıtlı


işe gidip eve gelmek dışında
bir şey yapmak istemiyor
sonrasında uzanmak uzanmak uzanmak
odasındaki yatakta
sanki erişebilecekmiş gibi bu şekilde
zihninin ormanındaki
en uzun ağacın
en doruk noktasına
düşen yıldızına
uzanmak uzanmak uzanmak
hiçbir şey yapmadan
sırt üstü ya da baş aşağa


bir kaç tuşa bas
bir kaç müzik dinle
bir kaç sayfa kitap
bir kaç habere bak
belki bir film
belki uyur
belki ölür diye
sabahında


çalan alarmı duymaz böylece sonrasında


hareket alanı kısıtlı dedim sana
değil aslında dedi hep bir ağızdan tüm zemt'ya
öyle diye diretti
mız mız bir bebek gibi
hareket alanım kısıtlı dedim bana


işe git eve gel
yaşama devam etmek için
yapman gerekenleri
yapmak dışında
arda kalan zamanda
lütfen hiçbir şey yapma


uzanmak uzanmak uzanmak
kendine erişmesine set çekme arzusu bu
tüm dünyanın bir anda
herhangi bir anda herhangi bir yerde herhangi bir şekilde 
herhangi bir koşulda herhangi bir yolla herhangi bir sebeple
herhangi bir herhangiyle


erişim alanı kısıtlı
o yüzden uzanmaya çalışsa da
ömrü boyunca
hatta uyusa uyusa uyusa
işe gidip eve gelmek dışında
yetişemez asla
ulaşmak istediği dala
zihnini karıncalı gösteren
beş algılı fizikten kurtulup
ruhunu serbest bırakacağı
an dışında


algı yolları tıkalı
erişemezsiniz asla
o da erişemedi çok fazlanıza
oda sığmadı çok fazlamıza


işte burada
kendi halinde
ölüm notları bırakacak
çekip gideceği ana


içine doğru
doğan karanlıkla
biten kalanlıkla
sevişebilecek olan
tek yıldızın ışığı
daima varsada 
bulunduğu konumdan
çıktığı anda
odasına


üzerine çekip yorganı
ondan bile saklanıyor bu ara
hayır değil sadece bu ara
şimdi ve daima 
gerekiyor saklanması aslında
yirmi kat yorganı örtmeli kafasına
ki yeni bir başlangıcın
kapısını çalıp
fitili ateşlemesin
çıkış zannedip
yeni bir yokuluşun başlangıcını


kötü sonu baştan belli olan
birbirinin tekerrürü yaşama çabaları
bir yerde son bulmamalı mı?
her kış aynı
her ocak aynı
her şubat aynı
her aralık aynı
önce hareketlen
sonra hareketsizlik


bundan sonra hep hareketsiz
işe gidip eve gelmek dışında


dedim ya size
yaşama alanı tıkalı


ve varmak istediği alana
on bin ışık demedi daha uzansa
varamaz asla


o yüzden bırakın da
uyusun
büyümese de olur
hem ölür belki böylece ha?
olur mu?


keşke olsa..


..

keşke olmasa..

12şubat2025


28 Nisan 2024

la vérité fait mal

// la vérité fait mal


ölüyorum amına koyayım diye bağırdı

en açık ve en yalın bir şekilde

bağırdı sadece

avazı çıktığı kadar

umursayan olmadı


duymasını istemediklerine ise

çok iyi oynadı


28.04.2024 - 0138


bak bu kış çetin, uyarmadın deme!