19 Ocak 2021

broken pencil röportajı

 


 

amerika ve kanada’da basılı olarak yayınlanan broken pencil isimli dergiye verdiğimiz röportajın türkçesi aşağıda..

röportajın ingilizce olan orjinal linki ise şudur: Printing Without Permission: Global Zines from Turkey https://brokenpencil.com/news/printing-without-permission-global-zines-from-turkey/

Sizin kelimelerinizle. İzmiryer6 distro nedir? Göreviniz nedir ve ne yaparsınız?

merhaba. öncelikle röportaj teklifiniz ve böyle köklü ve 25 yıldır yayın hayatına devam eden bir yayının varlığından haberdar olmak bizi sevindirdi. izmiryer6 distro, içerisinde bir çok farklı alanda (etkinlik / yayıncılık / dağıtım ağı / aktivizim vs) alt label bulunduran bir bağımsız sanat kolektifidir. ilk olarak 2000 yılında kendi ürettiğimiz işleri, kendi kendimize fanzin olarak basmak ve dağıtmak amacı ile ortaya çıkmıştır. öncelikli misyonumuz, kendi işlerimizi kendi kendimize, herhangi bir sansür/redaksiyon vs uğramadan ve başka bir aracı yayımcı/dağıtımcıya ihtiyaç olmadan kendi imkanlarımızla dağıtmaktadır. bunun yanı sıra, benzer dünya görüşüne sahip olduğumuz veya ortak paydalarımız olan yayıncı/sanatçı/kolektif oluşumların işlerini de (fanzin / kaset/poster/afiş/cd/video vs) hem arşivimizde yıllar sonra bile tekrar basılabilir, dağıtabilir olarak bulundurmak hem de güncel yayınlanan işleri uzun süre dolaşımda tutmayı hedefliyoruz. bunun yanı sıra, bugüne kadar bir çok fanzin sergisi, fanzin festivali, söyleşiler, eylemler, radyo yayınları düzenledik. yayıncılık anlamında en büyük idealimiz; bizim gibi, ürettikleri işlere devletin veya yayıncı kuruluşların müdahale etmesini istemeyen insanlara hem yayıncılık hem de dağıtımcılık anlamında, herhangi bir maddi çıkar gözetmeden kolaylık sağlamak ve bunun yanı sıra, sokakta bir varolma ve eylemlilik mücadelesi sürdürmektir.

Bu proje nasıl başladı ve büyüdü?

ilk olarak 1996 yılından beri, elime geçen her türlü mataryeli (fanzin / kaset / cd / vcd / vs) arşivlemeye başlamıştım. o sıralarda da amacım yayıncılık ve dağıtımcılık yapmak idi. ardından 2000 yılı haziran ayında, kendi ürettiğim işleri digital olarak yayınlamak için, “street punk” kelimesinden türeterek “sokak edebiyatı” adında bir kişisel site açtım. bununla beraber kağıt üzerinde ilk fanzin denemelerine başladım. ardından 2002 yılı ile beraber, graffiti, street art ve underground/alternatif müzik içerikli ilk fanzinimiz ile, işlerimizi basılı olarak da başka insanlarla paylaşmaya başladık. zaman içinde, internetin de, özellikle sosyal medyanın, bu kadar baskın olmadığı ve yüz yüze temasın, sokakta etkileşim kurmanın daha öncelikli olduğu zamanlarda, bizim gibi düşünen bir çok insan ile düzenlediğimiz etkinliklerde tanıştık ve bu sırada da, gerek güncel olan gerekse, türkiye’de yaşlarımızın yetmediği dönemlerde yayınlanan fanzinlere ulaşmaya ve tekrar basıp dağıtmaya başladık. etkileşimler ve özellikle internetten ziyade, sokakta açtığımız işporta tezgahımız sayesinde, gerçek hayatın içindeki temaslar neticesinde, büyüyüp, bugünlere gelinildi. hala devam ediyor oluşumuz da, bizler kadar eski zamanlardan beri yayıncılık yapan ve özellikle bandrolsüz ve ISSN almadan, tamamen underground olarak kitaplar da basan solucan fanzin (istanbul kadıköy merkezli) ekibi ile dayanışmalarımız ve birlikte düzenlediğimiz eylemlerin ve etkinliklerin katkısı, büyük pay sahibi. sizin de kabul edebileceğiniz gibi dayanışmalar ve ortak işler olmadan bir projeyi sürdürmek, zaman zaman tıkanıklara yol açabiliyor.

İzmir ve Türkiye’deki zine kültüründen biraz daha geniş olarak bahsedebilir misiniz? Kimler zine yapar ve zine okur, ve nerede?

türkiye’de ilk olarak, aynı yıl ve ayda, yani 1991-mayıs ayında laneth ve mondo trasho ile, birbirinden habersiz olarak iki arkadaşımız -çağlan tekil(r.i.p), esat cavit başak- türkiye’nin ilk fotokopi ile üretilen yayınlarını çıkarmıştır. söz konusu iki yayına, o dönem bir çok insan eşlik etmiş, içerik göndermiştir. o yayınların peşinden, 90’lı yıllarda, ağırlıklı olarak underground müzik üzerine, bir miktar da edebiyat/felsefe/lgbtt/grafik/çizgi roman/fotoğraf üzerine zine’ler yayınlandı. 2000’li yıllara gelinildiğinde, digital yayıncılığın biraz daha cazipleşmesi sonucu, söz konusu yayınların bir çoğu e-zine olarak dönüşüm geçirdi veya bu yayınlarda işlerini üreten insanlar kendi açtıkları alanlardan (blog-web site vs) işlerini yayınlamaya başladılar ve fanzinler basılı yayıncılık olarak bir süre sayıca azalsa da e-zine olarak çoğaldı. zannediyorum, 2013 yılındaki “gezi isyanı” sonrası zine’ler türkiyede geniş bir şekilde tekrar yayıncılık alanında çoğalmaya başladı. burada, türkiye’de giderek otoritesini ve gerek gazetecilere gerekse sanatsal işler üreten insanlara ciddi bir baskı/sansür uygulayan totoliter bir algıya sahip iktidarın etkisinin olduğunu es geçmemek gerekiyor.

türkiye’de 90’lı yıllarda daha çok punk ve metal müzik kültürünü benimseyen paylaşan insanların ağırlıkta olduğu, daha çok altkütürel müzik öğeleri ile harmanlanan bir fanzin kültürü vardı ve konserlerde açılan stantlar da mevcut idi.

günümüzde ise, özellikle son üç dört yıldır, zine’ler daha çok edebiyat içeriği ile ilerliyor ve şairler, öykü/roman yazarları çevresinde ilgi görüyorlar. okuyucular da genel olarak bu kesimden çıkıyor. ancak bunun yanında, hala alternatif ve orjinal işler üreten -örneğin mitoloji üzerine bir yayın olan cosmic zion zine gibi- yayıncılar, sanatçılar ve yazarlar mevcut. bunun en iyi örneklerini ise son yıllarda ekibimizden etrafi, tek sayılık tamamen kişisel ve her sayfası ile el yapımı işler üreterek vermiş idi. ayrıca bu soruları birlikte cevapladığımız efe tuşder’in de yine mors alfabesi ile ürettiği ve sayfaların backgroundunu da kendi görsel kolajları ile ürettiği bir zine anılabilir.

daha çok, zine’leri mekanlarında bulunduran barlar cafeler aracılığı ile yayınlar dağıtılıyor. bir kaç arkadaşımız hala konserlerde stand açmaya devam etmekte.

izmir’de ise ben, 2000 yılından beri çeşitli yerlerde ve son altı yıldır da düzenli olarak izmir/alsancak bölgesinde sokakta tezgah açarak, gerek kendi işlerimizin, gerek 90’larda yayınlanan gerekse güncel olan veya başka ülkelerden yayınları kendi imkanlarım ile basarak, insanlara ulaştırmaya ve bu sırada yüz yüze temas kurarak, başka projelere ve eylemliliğe dair yoldaşlık ve fikirdaşlık edebilecek insanlarla temas kurmaya/tanışmaya devam ediyorum.

Distronuzda punk / karşı kültür zinlerinin bir karışımı var, aynı zamanda politik ya da anarşist zinler de var. Bu ikisi arasındaki ilişki nedir? Türkiye’deki diğer zine altkültürleri nelerdir (çizgi romanlar, sanat yayınları, kişisel zinler vb.)? Nasıl bağlantı kuruyorlar?

punk/karşı kültür zine’leri ile politik ya da anarşist zine’leri üreten kişiler zaten, dünya görüşü olarak birbirine uzak kişilerden/sanatçılardan/yazarlardan çıkan işler olmuyor. o yüzden aralarında zaman zaman etkileşimler de doğuyor. türkiye’de son yıllarda açıkçası edebiyat içeriği dışında çok fazla ve farklı alt kültürler açısından zine’ler üretildiğini söylemek zor olur. ancak özellikle punk veya metal alt kültürlerini benimseyen zine’ler ve zine üreten isimler, daha çok konserlerde bir araya geliyorlar. ayrıca sosyal medya üzerinden, zaten küçük bir grup olduğumuz için neredeyse herkes herkesi en azından ismen tanıyor ve çeşitli şehirlerdeki arkadaşlar kentimize geldiklerinde, gerek konser kapsamında gerekse gezmek olarak, bir araya gelmemiz, buluşmamız kolay oluyor. aynısı bizim için de geçerli. yıllık olarak, 2009’dan beri, o yıl üretilen veya elimize ulaşan işlerin azami miktarda baskısını alarak, ankara ve istanbul’da bir zine toplantısı düzenliyorum ve bugüne kadar bu toplantılardan güzel etkinlikler, eylemler, sonrasına dair neler yapabileceğimiz üzerine projeler ile, hala süren dostluklar/dayanışmalar doğdu. bizim kişisel rahatsızlığımız sadece, her şeyin internet ve sosyal medya/digital yayıncılığa evrilmesi, söylemlerin de yayıncılığın da eylemlerin de giderek digital ve dolayısıyla sanal bir şekle evrilmesi (sadece güncel olan karantina kapması ile olan dönüşümden değil, yıllardır süre gelen evrilmeden bahsediyorum) örneğin street art/graffiti/stencil sanatı da, zine’lerden uzak bir eylem değil. görsel bir çalışmanı sokaktaki bir duvara işlemek o yüzden benim algıma göre daha doğru bir yöntem. o yüzden bu bağlantıların daha çok sanaldan çıkıp, gerçek hayatın içinde ve özellikle kendi açtığımız bar/cafelerden, mekanlardan çıkıp sokakta yüz yüze temas ve etkileşimlere, dayanışmaya eskiden olduğu gibi dönmesi üzerine bir çabamız var. bu noktada olumlu dayanışmalar da son iki yıldır daha fazla oluyor.

Siyasi durumlar göz önüne alındığında, baskı ve sansür gerçekten karmaşık konular olmalı… Projeniz hangi zorluklarla karşı karşıya?

herhangi bir resmi kurumun izni/haberi olmadan yayınlarımızı kendi kendimize bastığımız için ve büyük bir kitleye de hitap etmediğimiz için, şimdilik siyasal anlamda ciddi bir sorun ile karşılaşmadık. ancak işlerimizi basılı olarak sokakta dağıtmaya çalıştığımız için, zaman zaman, zabıta ile ciddi problemler hatta işlerimizi elimizden alıp ceza kesmeleri gibi problemler yaşadık. son dönem daha da sık olmak üzere, bekçiler ve polisler ile, yayınlarımızı sokakta görünür olarak dağıttığımız için, ve bu sırada özgürce kendi müziğimizi açıp kendi içkimizi içerken, zaman geçirdiğimiz için problemler yaşıyoruz. türkiye’de ise bu konuda bizden çok daha geniş kitlelere hitap eden muhalif yazarlar/sanatçılar/gazeteciler veya bağımsız yayınevleri ve medyalar sonu davalara/hapsetmeye kadar giden çok ciddi sansür ve baskı ile karşı karşıyalar.

bizim en büyük sorunumuz, maddi olarak işlerimizi sürdürebilmek noktasında yaşadığımız sıkıntılar ve aktivizm noktasında sokakta var olma çabamızda bir takım problemlerden oluşmakta. işlerimizi basılı olarak yayınlamak, maalesef zaman zaman zorlayıcı bir süreç olabiliyor ancak, kendi kendilerine basma imkanı olan insanlara da veya online olarak okumak isteyenlere, pdf versiyonu olarak işlerimizi gönderdiğimiz için, bu sorunu bu şekilde aşabiliyoruz.

İnsanlar çalışmalarınızı nasıl destekleyebilirler, sizinle nasıl iletişim kurabilir ve daha fazlasını nasıl öğrenebilirler? Tabii ki okuyucularımız çoğunlukla İngilizce konuşanlar ama onlarda benim gibi onlarda daha fazlasını görmek heyecanlı olabilirler.

şu an, aktif olarak işleyen bir websitemiz malesef yok ancak yakın bir süreçte, 2014 yılında kapanan e-zine’mizi tekrar devreye sokacağız, içerisinde sadece türkçe metinler değil. türkiye’de üretilen görsel çalışmalar, street art, graffiti, stencil işleri ve türkiye’deki underground/altkültürel müzik çalışmaları hakkında bilgiler ve linkler ile, çok eski zamanlarda üretilen müzikal çalışmalardan örnekler de olucak.

bir süredir, digital mecralarda sosyal medya üzerinden, ürettiğimiz işlerin kapaklarını veya içeriklerini yayınlıyoruz. ayrıca yurt dışında üretilen işleri, türkçe’ye çevirerek zaman zaman yayınladık ve buna hala talibiz.

okuyucularınız, çalışmalarımıza en büyük desteği, şimdilik ingilizce ve fransızca’ya çevirebildiğimiz kısa tanıtım metnimizi çevrelerindeki insanlara ulaştırarak yapabilirler. ayrıca e-posta üzerinden iletişim kurarak, işlerimizin digital versiyonlarını veya elimizde bulunan başka yazarların/görsel sanatçıların/kolaj çalışmalarının vs vs işlerini talep ederlerse, kendilerine gönderebiliriz. yayınlarımızı kendi bölgelerinde basıp dağıtmak isterlerse de, bizlerden herhangi bir izin almalarına gerek yok, “do it yourself” felsefesi temelinde hareket ettiğimiz için, işlerimizde copyright gibi bir unsur barınmıyor.

2013 yılından beri aperiyodik olarak düzenlediğimiz uluslarası fanzin festivali’ni 2021 yılı yaz ayında izmir’de düzenlemek istiyoruz. corona ve karantina yasakları neticesinde bu yılki planımızı bir yıl erteledik. katılmak isteyenlerle, izmir dikili’deki bir alanda çadırlı kamplı müzikli bir kaç gün geçirmekten mutluluk duyarız.

işlerimizi takip etmek isteyenler detaylı bilgileri @izmiryer6distro eki ile sosyal medya platformlarından edinebilirler. ayrıca amerikalı zine’leri de türkiye’de basıp dağıtmaya (gerek güncel gerek eski) talibiz, dünyanın bir çok bölgesinden bir çok türkçe olmayan yayınları da, türkiye’de basıp dağıttık bugüne kadar. dayanışmayla.

peace, love, révolte

2020 mayıs ayında gerçekleşen röportaj, derginin 2020 kış sayısında basılı olarak yayınlanmıştır.

 


 

19 Eylül 2020

constantine mesut - mini reviews

#mini_reviews çalakalem şimdilik. "bir kavgaysa yaşamak
yaşa lan paylaşarak / dünyayla anlaşarak / derdinle savaşarak
öfkenle uzlaşarak / hırsın yıllanan şarap / cesaret asıl kanat,
gelir doğuştan insana" costo

türkiye'nin lirikal olarak en güçlü alt metnine sahip mc'lerinden biri. duruş-tutarlılık- olarak da, gayet uyumlu. vokal, vurgular ve ses tonu olarak liriklerle bütünlük taşıyor ve hissiyatı karşı tarafa (rap kulağı olan diyelim*) direkt iletebiliyor. ryhme-flow benim için, gayet leziz. ceza fanları için bok gibi. reggae yaptığı görüldü. hem de bir kaç kez. mix konusunda bazı parçalarda sıkıntı olsa da, benim için bu tip şeyler hiç sorun olmadı ama temiz ve kaliteli yüksek prodüksiyon lüks stüdyo işi isteyen çevremdeki bazı arkidişler için, tatmin edici değil. beatler'in bir kısmı freebeat ancak genel costo soundu için iyi seçilmiş altyapılar.. hiç klibi yok. ama yakın arkadaşları için, sokakta parkta live klip edasında takılıyor diyebiliriz, acapella yapıp, parklarda. çok uzun süredir underground piyasada! youtube dışında herhangi bir digital platformda işleri yok üstelik.. ne güzel.. ayrıca herhangi bir sosyal medya hesabı da yok. şimdilik. olanlar fake idir. kesin bilgi. eskiden varmış. uzun süredir çok uzun süredir, kullanımda değil. bir takım başka dedikodular da gerçekler de var, onlar bizde kalsın efenim. ve izmir buca'da, mahalle civarından kardeşim..

daha fazlası, üzerinde uğraşılmış araştırılmış kendisine sorulmuş bir şekilde, musikili fanzinimizde bir reviews olarak yer alıcak.. abartmadan, eleştirimizi de yaparak kendimizce.. röportaj da olabilir. neden olmasın? en aşağıda, youtube üzerindeki tüm işlerinin bir playlisti mevcut. kendime youtube playlist yaptım, o link. sürekli güncel.

ayrıca, türkiye'de psycho realm'ın adını anan tek mc.. bilen yok zaten nerdeyse, psycho realm'i ülkede, o yüzden bir artı bir puan aldı benden.. : ) " "kulaklıkta sick side, psycho realm mixtape" costo

depresif ya da melankolik bulanlar, umutsuz ve karamsar bulanlar, alıcılarının ayarları ile oynayabilirler çünkü "allakası yok efenim" bangır bangır olan biten gerçekliği, varoşlardaki bir kaldırımdan isyanla harmanlayıp nakletmek var : )

*pac'ın en slow ve en depresif şarkısını attığım bir arkidiş, "bu çok oynak bir şarkı" dediği için, kullandım, rap kulağı deyimini yukarıda. o şarkı, "uçmuş olmasaydım belki de beymimi dağıtmayı denerdim" diye başlıyordu 2pac. oynak geldi o arkidişe mesela olur öyle..





----------

playlist - tüm şarkılar.. (burda olmayanlar bana geldi biraz ama.. acapelladan.. kayıtlı..)

 

---------

18 Eylül 2020

olley

 telefonu formatlarken, bütün numaralar uçtu. ne güzel. (bilerek de yapmış olabilirim gerçi.. hımmm. )

böylece kendime de engel olup, beni aramayanı aramama kararımı baki kılmış olurum. yeter gaari..

"nasılsa nasılsın diyen de yok" costo

https://youtu.be/xXPvaQIL8zU?si=1QXGMVWTa9G3jK5e

he bu arada, eski e-zine bu kış geri döneyur..



20 Temmuz 2020

soonra.

eski e-zine'i tekrar aktif olunca buradan duyururum.. şimdilik bir süre yokum..

16 Temmuz 2020

"kocaman şehirde insan bul"

Mass Appeal: What started as a humble graffiti ‘zine in 1996 would soon grow to be one of the most trusted outlets for youth-spawned urban culture. Today, Mass Appeal is a media collective led by authentic voices and inspired minds. We are a platform for radical creatives who are transforming culture.
---
dünya çapında sayısız (saymaya başlarsak sıkılırsınız da) örneği bulunan bu tip girişim ve kolektifleri bizim (24 yıldır) gerçekleştirememiş olmamızın nedeni: "kocaman şehirde insan bul" constantine mesut / https://youtu.be/yqKFqlA-5G4

bundan sonraki süreçte başkalarının ürettiği işleri de (Taxidermia Fanzine ve SOLUCANFANZ.in ve bizim için ömrümüz boyunca dağıtılacak başka bir takım eski zine'ler hariç) basıp dağıtmıyoruz. pdf veya posta iletmeyiniz. biz talep etmediğimiz sürece yazı da göndermezseniz seviniriz.. herkes kendi kendine kendi küreğini parlatsın. "new do it yourself method.." en güzeli..

sokakta boş boş beklemeye devam ediyoruz. CSNS Yayımları'ndan yeni iki üç şey var. para bulursak cuma birer kopya basçaz. üçer kopya idi basım adetlerimiz, bugün itibari ile bire düştük. seneye hiç basmayız.. elimizde kalanları -tamamını yani- soba kullanan varsa kışın göndeririz ama. : )

peace love révolte (bu da yalan- ama: "yaşadığımız yalanlar üzerine verilmiş akıllı kararlar" - pac)

Girdo
photo from #zine house of CSNS Yayımları / izmir-buca


9 Temmuz 2020

4. kitabı da pdf'den salacam - soore basarız.. bu da duyuru metni

4. kitabı da üç vakte kapakları ile pdf olarak salacam. kapak ve arka kapağı Hakan Kamışoğlu abim'den alıcam.. üçüncüyü geçen hafta salmıştım.. zamanında kapaksız olarak hazırdaki 9 kitabımın 7'sini pdf olarak verip ilk ikisini ciltli karton kapaklı, kendi kendimize bastık gerçi ama, para bulursam hepsini basaram aynı yol ile. gerçi sipariş gelip, o siparişler 20'ye tamamlanıp ücreti de peşin verilse gene basarım. onar-onbeşer kopya olarak yüzü aşkın bastık yaptık zamanında ama şu ara zor.. : ) he bir de o yayınevi bu yayınevi önermeyin, ricadır.. ☺️

4. kitabın adı "şiir değil bu" bu da içeriğin "savunma" isimli bölümünden bir pasaj:

-tanıdık olan birkaç şair-

bir kitapları olan, eski arkadaşlarımı düşünüyorum şimdi
pardon
arkadaşım diyemem onlara
ve onlar da beni arkadaş olarak görmüyorlardır sanırım
tanıdık diyelim
birkaç kez görüşmüş olmak
birkaç ayak üstü sohbet belki
bir iki ortak arkadaş
ve sürekli olarak onların gözünde
bu yarışta saf dışı kalması gereken ben

itiraz etmiyordum elbette
yarış onların yarışıydı
seyirci bile olmak istemiyordum bu yarışta üstelik
ama yine de
zaman zaman
gözüm kayabiliyor ya da
gözümün içine sokulabiliyorlardı

birkaç yıl önce tanıdığım
birkaç şair adam söz konusu
hâlâ zaman zaman tanışıyorum böyleleri ile
eskiden de olduğu gibi yani
fanzinleri ya da siteyi görüp veya
bir ortak arkadaşın benden ona veya ondan bana
bahsetmesi sonucu gerçekleşen tanışma fasılları
ve ardından gelen övgüye gelmeyen karşılık

“iyi yazıyorsun” diyor
“eyvallah” diyorum, hepsi bu
yalan söylemenin gereği yok
ya da “sen de kötü yazıyorsun ben de” deyip
ortama gerçek bir kurşun sıkmanın
ki her seferinde
üstelik çok kısa bir süre içinde
gözlerindeki değerim sıfıra iner
ki normaldir bu
şu yazarı biliyor musun bu kitabı okudun mu şu dergiyi gördün mü
uzar gider sorular ve ben hepsine seri halde “hayır” derim
“hayır bilmiyorum”
“hayır okumadım”
“hayır görmedim”
sonra karşındaki insanın
aslında bir edebiyat muhafızı olduğunu fark edersin
ve yıllar sonra ya da birkaç ay içinde
bu adamın bir kitabı yayınlanır
ve sen bu kitabı
kitap çıktıktan yıllar sonra fark edersin
yıllar sonra bir gün karşılaşınca yolda
“napıyorsun”
“iyilik sen”
ve birkaç saniye içinden konu
onun unutulmaz şaheserine döner
“bir kitabım çıktı”
“haberim yok”
“birkaç yıl oldu, ufak bir yayınevi”

“güzel bir duygu olmalı” dersin
onun adına düşünerek
çünkü ona göre
benim asla ulaşamayacağım
bir zirve noktasıdır bu ve
tek kitabı olan
yitip giden
ve yine de konuşmaya devam eden
seni hiçe sayan
ve üstelik artık bir kitabı olan bu adam
“sen neler yapıyorsun” der “fanzinlere devam mı?”
ufak bir alay vardır bu soruda ve
hâlâ devrimden söz ediyordur sana
hâlâ mücadele
iktidar karşıtı
savaş karşıtı
ayrım ve sömürü karşıtı
bana da karşı
kendi dışında her şeye karşı hatta
ve hâlâ çalışmıyor
bir gün bile çalışmamış bir insan
işçilerin adına
onların haklarını haykıran
şiirler yazıyor sağda solda
yeraltı edebiyatı nasıl olmalı diye sana konferans çekip
üzerine sanattan dem vuruyorlar
sanki çok sikimdeymiş gibi yeraltı edebiyatı
ya da sanat
sıkıcı bir konuşma
ama kaçış şansın yok
işim var dersen
gideceğin yere kadar seninle gelirler
benimle konuşmak değil niyetleri
ben bok kafalıyım
o da devrimin tanrısı
bunu ispat etmek ister sana
sonunda sabrın taşar ve
bak dersin
anlıyorum seni
son kutsal kitabı yazan bir peygambersin sen
ama benim eve gidip uyumam gerekiyor
çalışıyorum ben
bir işim var
senin savunduğun işçilerden biriyim ben
izin ver bana
kafamı dinlemeye ihtiyacım var anlıyor musun?
ve üç kuruş için günümün yarısını heba ederken
kendi haklarımı savunmaya zamanım kalmıyor
sen bunu benim için yapıyorsun
benim için yazıyorsun sen
bense kıçımı göstermek için yazıyorum
ama şimdi gitmeliyim
“siz hep böylesiniz” der ardından
“kendinizi bi bok sanıyorsunuz”

bir daha onunla görüşmeyeceğiz muhtemelen
kaç tane kaldı bilmiyorum geriye
beş mi altı mı
izmirli tanıdık şairler
şimdilerde bir kitapları var her birinin
ve arada sırada onları yolda görür
üç beş nasihat dinlerim
kimisi otuz beş kırkında
kimisi benle yaşıt
ve maddi sıkıntıları yok
ruhsal sıkıntılarının kaynağı ise
hak ettikleri yerde olmadıklarına dair olan
saf inançlarından geliyor
çoktan keşfedilip yaldızlanmaları gerekiyordu
etraflarında hayranlar topluluğu
on beş yirmi kitap
ve görsel şölen

bazısı yanlış ülkedeyim der
bazısı suçu çarpık yayıncılık sisteminde arar
bazısı kendisine yeterli şansın tanınmadığını öne sürmekte
ama her birinin tek sıkıntısı
hak ettiklerine inandıkları yerde olamamak
ki haklı olabilirler de bu konuda
bilemiyorum
ben hak ettiğim yerde miyim bunu da bilmiyorum
edebi anlamda hak ettiğimi almaktansa
çalıştığım sikik işlerde görmek isterim hak edileni
fazla mesai ödemesi ya da zamanında maaş gibi

edebiyat muhafızları beni öldürebilir
ve evet evet evet
bu bir şiir değil
kafamı sikip durmayın lütfen
ve yayınlanmayı da hak etmiyorum
bu doğru
ama lütfen artık
her seferinde karşıma çıkıp
bana edebiyattan ve
o harikulade yazarlığınızdan
dem vurmayın

öfkesi yatışıyor veda ederken
“içelim bir gün” diyor
“içeriz” deyip dönüp uzaklaşıyorum
içer miyiz harbiden?
ama bu kez de
bara girmeden önceki konumuz
ne kadar sıkı bir içici olduğunuz yönünde gelişecek
birkaç bira sonra
sarhoş bir adamı çekmek zorunda kalacağım
“içeriz” diye yalan söylüyor
ve evime geliyorum
bir daha karşılaşmayız umarım
ne onunla
ne diğerleri ile

7ağustos2008

dipsizlin no 2 - pdf

dipsizlin no 2 (#new #zine) Taxidermia Fanzine feat #izmiryer6distro ortak yapım yapı tesisat inşaat ltd şti. korkulu kan emmeli et yemeli zombili vampirli cinli şeytanlı korkusuz zine.. yarın işportamızdan edinebilenko online pdf: https://www.calameo.com/books/0062925661673834c4f75

ilk iki sayı pdf download link. https://yadi.sk/d/PPhGuj_VkIk1dw


şu adreste de bir takım diğer işlerin de -epey azının taramıom çünkü- lk sayının da pdf var. https://en.calameo.com/accounts/6292566






8 Temmuz 2020

şimdi.

işini kaybetmemek için, patronların her isteğini yerine getiren işçiler gördüm hayatım boyunca. ama en kötüsü de markisist olduğunu iddia edip, bunun yanı sıra ölümüne hasta iken rapor bile almayıp işe giden ve bana iş ahlaki diye bir şey hakkında geveleyenler oldu.. sovyet rusyada yaşıyorlar olsalar belki o da belki, anlayabilirdim. ama senin emeğini sonuna kadar sömürmekten başka ahlak tanımayan bir sistemde bu algıya sahip iş verenlerle neyin işi neyin ahlakı? ben işi ekince de laf yapılır sonra.. 


açıkçası, sadece kendi götünü kurtarma peşinde olan herkes de yavaş yavaş hayatımdan çıkıyor.. en eski dostlarımdan en yenilerine kadar.. çalışarak özgürlüğünüzü satın aldığınızı düşünün.. bir yanılgı ile, yaşayabileceğiniz bir hayatınız olmadığında tekrar konuşuruz belki. zararın neresinden dönsen kardır derler.. ama bence ortada kar zarar ilişkisi de yok çünkü vakit nakit değildir.. sadece geçer.. sizi de umursamadan üstelik.. o yüzden güzel bir gelecek güzel bir haftasonu güzel bir yarın yoktur. mantıkla düşünürseniz olacağı algısına kapılırsınız.. ama asla gelmeyecektir, götünüzü kurtarmaktan vazgeçip dünyada bir şeyleri değiştirmek için minimum bir çaba bile sarf etmediğiniz sürece.. ah evet bir kısmı da buna "çocuğum için" takısı ekler.. çocuğun da çocuğun için bunu yapar.. ve zaman geçer.. ışık hızını bile sollayarak üstelik.. 


4 Temmuz 2020

her şeyin başı virüs

 otorite hastanesi her boku bilirim bölümünden dr. ekmeğimin peşindeyim'in az önceki açıklaması: "covid571 üç gün sonra vizyona girecek. göz yolu ile bulaştığı için evlerden çıkmayıp, pencereden dahi bakmamanızı ve dışarı çıkmak zorunda iseniz üç kat maske ve at gözlüğü takmanızı tavsiye ediyorum"

u.a.e.w 3 - kendimden feragat

#kitap #pdf #new u.a.e.w3: kendimden feragat
online: https://en.calameo.com/books/0062925666fabfcd86e5e
download: https://disk.yandex.com.tr/i/C-18Qy3ilr9rZQ
kapak resim: izmarit adam (Öncel Inanlı )
kapak tasarım: esçûmênto

dizgi bozuk,baskıda Aşkın Yücel Seçkin ayar çeker
izmiryer6distro feat solucanfanzin şeklinde, bandrolsüz olerekten basçem sore. ilk 2'sini bastık, 9'unu da böyle basçem kitaplarımın. basana kadar bi 9 tane daha yazarım gerçi
içerik:içe kapandığım dönemlerin yansımaları.düz yazı

dokuzu da hazır da. kapak yapıyom filan. kapaksız olarak pdf'lerini salmıştık.. dokuzu salmıyorum. sekiz de kağıt üzerinden pc'ye aktarılması lazım. ilk yedisini halledem. kapakları. sekizinciyi de pc'ye geççem kağıttan. ondan sonra dokuzu yayarım. sırayla gidelim. : )

son foto ilk iki kitabın ciltli karton kapaklı baskı versiyonlarının görüngüleri. ikinci kitabın kapak tasarım: Duygu Veritas
baskı: SOLUCANFANZ.in feat İzmiryer6 distro
baskısı tükendi çönkü çooğ talep geldi. 😜gene talep gelir de basçak para da bulursam basarım azar azar