28 Mart 2020

hem ora hem bura hem cuvara hem niagara

bu blogchaini kaldırmamaya hem oradan hem buradan yeni/eski verileri, ortaya çıktığı tarih itibari ile aktarmaya karar verdim. bilginiz olsun. ancak burada sadece metinlerimi paslıcam.

he bir de yavrum, face mase twit insta'dan iletişim ağını kestim, dm filan bakmıyorum yani.. slsk, lastfm, e-posta, adını bile söylesem ilk kez duyacağınız underground ve politik, GNU tabanlı sosyal medyalar, ve tabii ki, irc üzerinde iletişimli halde takılmak daha güzel..

e-zine link: https://girdapzack.unthatow.appboxes.co

he evet gene taşındım, digital evlerimden, alışkanlığımdır, nedenini bir kaç kişi biliyor zaten. böyle iyi. onların da adresi şu:

https://www.facebook.com/yahyavural

https://twitter.com/ZemtGalaksisi

https://www.instagram.com/seniuzaktanizledim_1996/





27 Mart 2020

geriye dönüşler season 2 / part 2 / ep1 "entre les zemt"

"artık hep bir arada olucaz" dedi seçil. "seni asla bırakmıcaz."

çok yalnız hissettiğimi söyledim ona. ağlıyordum. kapalı kapalı. duman altı odamda bir başıma. telefon kapalı. ışık kapalı. her şey kapalı. zihnim uçuş modunda iken.

"tamam" dedi seçil, "geçti."

"zırlamayı kes lan" dedi tuncay, "çek şundan bir nefes" cigarayı uzattı.

kendi odamda, dünyadan bir haber olarak yaşama kararı aldığımda beş yaşındaydım. hiç çıkmıyordum sokağa. çıkmak istemiyordum çünkü orada canavarlar, bukalemunlar, ad sinekleri ve yılanlar vardı. zehirsiz olup zehirli taklidi yapan.

"arılar güzel ama" demişti o zamanlar zack, ilk arkaşım, zihnimin içinde bir ses olarak var olan. "arılar güzel" demiştim karşılık olarak "beni hiç sokmadılar."

sonra zorla gönderildim okula. sonra zorla çıkarıldım evden. sonra zorla gitmek zorunda kaldım oraya ve buraya, okullarına ya da fabrikalarına. bir de askere. ama hep bir sığınak buldum kendime. bulmuştum. bulmuştum ya da var etmiştim bir şekilde. ama artık çıkmak istemiyordum kendime inşa ettiğim, duvarları  impermeabl ile kaplı olan odamdan. hiç yalnız hissetmiyordum orada kendimi ben. tekrar geri dönmem gerekiyordu. tekrar saklanmam. tekrar hayaletlerimle başbaşa kalmam. ama gelmiyorlardı pezevenk çocukları.

"tamam" dedi özlem "sakin ol adamım, burdayız işte, geçti gitti"
"gitmemeliydin" dedim ona. "gitmemen gerekiyordu."
çakmağı gösterdi, elindeki. sallayarak, gülümseyerek,
"bunu senden çalmam gerekiyordu bebeğim, o yüzden gittim, anlattım ya. unutmuş olamazsın"

gülümsüyordu bunu söylerken ama ağlamam kesilmiyordu. hız kazanmıştı. titriyordum. bir nefes daha çektim hastalıklı ciğerlerime. 3. pnömotoraks operasyonunu da geçirebilirdim. hiç dert değildi. öledebilirdim. bu sikimde olmazdı. sadece, annemden önce ölmek istemiyordum. sonra da yeğenimi bahane ederdim belki. belki sonra da devleti, devletleri, alayının yıkıldığını, tüm üst düzey düzenbazların idam sehpalarında, altları asit dolu bir havuza düşmek üzere, boyunlarındaki iplerinin bağlı olduğu sandalın batışını görmeden ölmemek mesela. bahane çoktu hayatta kalmak için ve hiçbiri feyk değildi benim için. feyk olan insanlardı. kaçmıştım hepsinden. yıllarca.

"tamam girdo" dedi refik, rüya gelcek birazdan, eleman gecikmiş varış noktasına

eleman derken torbacıyı kast ediyordu.

idil iyi mi dedim

iyi iyi dedi annnesine bakıyor evinde


tamam

pencere çaldı

esçümento, arka bahçede nöbet tutuyordu pezevenk her türlü tehlikeye ve yılanlara karşı

açtı panjuru refik, kalanı uzattı cuvarının ve kapattı tekrar

seçil "müzik?" dedi gülümseyerek.
"kaset çalarım bozuldu" dedim

"sikerim kasetini de çalarını da" dedi tuncay "hala 2000 yılında mı yaşıyon lan puşt. internetimiz var ya lan"

"keşke hiç yeni yıla geçmeseydik çocuklar" dedi özlem "hiçbir zaman hiçbir yıl başında yeni yıla geçmeseydik"

"hatta" dedi seçil, "her yıl yeni değil de eski yıla girseydik"

"doğru lan" dedim, ağlarken bir anda kahkaha atarak "hakket ya, 2000 yılından başlayarak yapsaydık bunu züber olurdu"

"hala şansınız var" dedi arky, tartışmanın başından beri, kapının girişinde oturmuş, kulaklığı kulağında, yeni albümü için çalışıyordu, elinde kağıt kalem. sihirleri olduğunu biliyorduk, "yılı falan geçin, her gün bir gün önceki tarihe uyanabileceğimizi biliyorsunuz"

"nası" dedim aşklarımdan birine

"sence bunu yapmamız doğru mu?" dedi arky

"bilmem arky" dedim "zemt'e kaçamıyoruz o malum, giriş çıkışlara kalın bir set örmüş sikik merkez gezegen, onu aşamıyor muyuz hakket ya?"

"yakalanırız" dedi refik, "sonra da ağzımıza sıçarlar"

"sence bunu yapmamız doğru mu" dedi tekrar arky, öfke ile bakıyordu gözlerime, "dünya bu haldeyken, zemte de gidemiyoruz diye, geçmişemi kaçmamız gerekiyor sence?"

"bilmiyorum" dedim, "ben çok yoruldum"

panjur tekrar çaldı. açtı refik. rüya idi gelen. yüklü miktarda toz amfetamin, etil alkol ve anason ile. bir de biraz şarap, on litre kadar, tütün çarşaf arap kağıdı filan getirmişti. yüklü miktarda.

"parayı nerden buldunuz siz ya" dedim tuncaya dönerek, onun başının altından çıktığı kesindi.

"kırsaldaki yazlığında karantinaya giren bir kodomanın şehirdeki lüks dubleksine daldık"

"bardak alayım" dedim verdiği cevabı umarsamaz bir şekilde

"sen otur" dedi özlem "ben alırım"

şarapları doldurdu rüya

no pain no gain'i açtı seçil, döngüye alarak, mp3 arşiviminden.

sigara üstüne sigara

kapalı kapalılar

camlar örtük

sonra uyanmadım

hayır uyanmadım çünkü

bir rüya değildi gördüğüm

"o hayranıma işime karışma demeliydin" dedi arky

"senin hayranın o kızım" dedim "banane senin kibirli fransız hayranlarından. dilini bildikleri halde, anlamıyorsa seni, suç benim mi? uğraşamam valla"

"boşverin" dedi seçil, "napıcaz onun düşünelim"

"bir süre daha çıkmayacağız" dedi tuncay "zamanı var ağızlarına sıçmamız için. önce zemte koydukları dış kalkanı delmemiz lazım"

"doğru" dedi seçil şarkıya eşlik etmeye ara vererek "onu delmeden bu dünyada bir bok yiyemeyiz"

"zamanı var" dedi arky, "hayatta kalın yeter. telaşa mahal yok. çok içmeyin bir de, ayık kalmanız lazım"

26.03.2020 - 10:35

19 Şubat 2020

taşınma sonrası, eski eşyaları toparlamaca

yavaş yavaş bu blog içeriğindeki herşeyi yeni e-zine götürmeye başlıyorum, taşıdıkça silicem. en sonunda tamamen silenecek, bilginize.

yeni evimizin adresi: https://girdapzack.unthatow.appboxes.co/

20 Ocak 2020

taşındık

bu blog artık ve nihayet miladını tamamlamıştır. yeni sitemize alalım sizi: https://girdapzack.unthatow.appboxes.co


açılış/sunuş yazısı:

"Sevmedim Söylediklerini"

2014 yılı eylül-ekim gibi, geniş kapsamlı bol içerikli, çok kişilikli, e-zine’miz, parasızlıktan patlayınca, aynı yılın sonuna doğru, bir kişisel bir de ana label için iki blog oluşturmuştum, blogspot dalgasından. her ikisine de, geriye dönük, güncellemelerle geçmişte olan biteni nakletmiştim. ancak tabii ki, kapanan e-zine gibi işlevsel değildi. o günden bugüne değin de bir türlü, zihnen organize olup da, siteyi oluşturamamıştım. ara ara girişsem de, hevesizlikten ve bazı çalkantılı durumlardan, hep başlanıp yarım kalmıştı. bu yüzden sadece, artık var olmayan eski iç iletişim şeyimizde duyurmuştum sitenin yapıldığını.
bu kez, geriye dönüşsüz (“geriye dönüşler?”) bir şuuriyete eriştiğimden ve ürettiğim(iz) 20 yıllık işi/eylemliliği/varoluşsal sezgileri/yokoluşsal kaygıları sitenin içeriğine iki-üç aya upload edeceğimden emin olduğumdan kelli, e-zine’nin henüz tamamlanmamış halini, herkese açık bir şekilde duyurmak istedim. neden bu kez eminim? çünkü efenim, uzun bir süre önce, artık tamamen ve edebiyen ve ebediyen, sosyal medya kullanmama kararı aldığımdan ötürü, oralardaki geçmiş bazı içerikleri de buraya kopyalarak, o faslı da bir an önce sönümlendirme telaşımdan mukabil, ve ve ve dahası dahası dahası, geçenlerde kişisel blogumda, 1 kasım kararları diye süslü bir başlıkla ilettiğim bir takım dönüşümlerimin sonucunda, 23 ocak 2018’den beri bi ileri üç geri giden ruhsal dengesizliğimi kendi içimde absorve ederek, kendi işime bakma gayretimin bir sonucu olarak, şu siteyi bir an önce bitireyim de, bu esnada da yeni işlerimi de sadece buradan duyurup, sessiz sessiz kendi kendime kendi halimde oyalanayım istedim. yani tıpkı eskisi gibi. (“geriye dönemeyişler?”)

(böyle eksantirik cümleler kurmama alışkın olanlar için sorun yoktur, ki bu basit, bunu takip edemeyip kafam düzüldü ne diyon hacı diyorsanız, hiç bulaşmayın bana, ben neyi deyip neyi diyemediğimden gayet eminim, bok atmadan önce, dilini içine sok ve başka bir şeyle meşgul ol baby)
bu e-zine’de neler olacak diyorsanız, eskisi gibi çoğul yapılanmada olamadığımız için bir tek benim ürettiğim işler olacak. tek istisna olarak distromuzun yurtdışı temsilcisi Efe Tuşder’in nanelerine erişebileceksiniz. he arada bazı hoşuma giden sağda solda gördüğüm bişiciklerin duyurusunu da geçerim, ki derinlikli arşivime bağlı olarak bir çok, pek kimseciklerde olmayan musikiler ile izlenesi şeyleri de paslarım. eskisi gibi yani. blogda bunu yapamıyor oluşumun nedeni, server yetersizliği ve minik alanlar ile drive/cloud gibi nanelerle uğraşmaya enerjimin olmayışı. onun dışında bugüne kadar üretilen yazı çizi radyo yayınları görsel işler, videosal bazlı bir takım hevesler, konur, sadece basılı olarak lanse ettiğim, pdf olarak sunulmasını hoş görmediğim zırvalarımın bilgisini kapağını adını soyadını hacmini iletirim, edinip edinmemek size kalır.
şimdilik, yavaştan, geçmişe dönük olarak, siteyi güncelliyorum. 20 yıllık tefarruatı hazmetmek kolay değil. o yüzden ağırdan giderek, düzenli bir şekilde, yavaş yavaş, tahmini nisan mayıs’a kadar geçmişin dökümünü burada sunmayı tamamlamış olucaz. o esnada yeni bir şeyler de üretirsek, yaparsak edersek duyarsak görürsek, atarık..

sosyal medyanın her alanında ki her türlü boşluğumda, yakın bir zamanda kaybedilecektir, iletişimde ya da dikizlemede kalmak isteyenler için, burası var sadece..

eyvallah..


17 Ocak 2020

yeni zine: Tükürük

Tükürük / CSNS Yayımları / 2020 yılın ilk yayını.. edinmek için iletişim kurabilirsiniz..





2 Ocak 2020

"Kalemde bir sıfat yok uykudan umar medet"

bugün paylaştığım (zonksal medyalarda) "şiirdeğilbu" türündeki bestelerim 2008/2009'dan.
2009 eylülde bırakmıştım bu işleri, 2 sene sonra döndük. hata etmişiz. 2015'de Aşkın Yücel Seçkin istifa ederken emekli olmuştum, Istanbul International Zine Fest'te
olamadık. istifa etmek, ya da istifra da olabilir, en iyisi..

(ardımdan yapılacak yorumların sikimde olmadığını da biliniz, esat abinin (nova kozmikova) "iki cennet" olarak anlattığı anısını hatırlamama neden olursunuz sadece, yanlış anlamlandırmalar yanlış ithamlar yanlış hafızalanmalar)

eyvalle..😉

"İnatla cayıyorum akla her gelen satırdan"

2007'e keşfedip ardından röportaj yaptığımdan beri,en yakın arkadaşım (Kayra(of Gına))

bir zamanlar ya arayarak ya yazarak az kafasını düzmedim, sarhoş kafalarla, uzun zamandır yapmıyorum gerçi, iççek para da cümle kurcak hal de yok. o konuşuyor gerçi hala şarkılarla

25 Aralık 2019

yılın son işi

#csnsyayımları / ?! no11 - 24 sahife full handmade... yılın son fanzini.. bununla beraber CSNS Yayımları'ndan 2019'da 20 zine çıkmış oldu. 20 yılda, hesaplamam doğru ise 104'ü benden olmak üzere 156 zine hazırlamış olduk..
aslında bu 10. sayı olacaktı ama konsept bir içeriği öne aldığım için 11 oldu.


CSNS Yayımları / İzmiryer6 distro


24 Aralık 2019

blogdan, eski yerimize taşınma işlemleri, hazırlıkları.

 3Tb mp3/flac arşivim geçen sene uçtuğundan beri digital müzik saçmalıkları arasında premiumlu beleşten geziyorum, sıra youtube music'e geldi,9 ay da burdan çakarım.o zamana kadar arşivi eski haline döndürmüş oluruz ki çoğu SLSK dışında hiçbir yerde yok zaten

mesela afrikalı underground rap grupları.. ya da epey epey eski punk grupları.. spotify'da youtube'da, "tarayıcı" "uygulama" vs ile bulamayacağınız müziğin yüzde sekseni slsk'da. neyse ki toparlıyoz, az kaldı, 4-5 aya digital müzik zırvalıklarından kurtuluyom(neden karşıyım?)

o mesele uzun,çok farklı boyutları var. para ödenmesi de bu boyutlardan biri değil.her neyse,kiraladığım mini VPS üzerinden de,seedbox'ımdan güzide müzik paylaşımları yapmak üzere (eskisi gibi) blog'u vps'e taşırız o arada. kişisel ve çok kapsamlı e-zine çevirirerek.

yeni yıl hedefi falan değil. yeni yıl hedefim mümkün olduğunca, hatta mümkünse hiç evden çıkmamak, (2 ayda bir rutin doktorculuk oyunum hariç diyelim) e-zine'mizin üst başlığı da "sizi uzaktan izledim" olacak, kayra (of gina)'ya ithafen.

2000 yılında online olarak başlayıp, 2002yılında basılı yayıncılığa evrilen, bir ara kalabalıklaşıp çoğalan sonra azalıp ıssızlaşan 2014yılında online yayıncılık kısmı parasızlıktan ve sorumsuzluktan kapanan kolektifimi de, tek başıma (hayaletlerimle) basılısız olarak sürdürürük.

basılı işler istiyorsanız, fahiş fiyat çekerim, yerse. işportal faaliyetleri siktir ettim zaten. bu yıl, 6 sene önce ölen online mecrayı diriltirsem, kafi. basılı işlerin (kendi işlerimin) yüzde doksanı beleş olmadıkça alınmayan, beleş verilince okunmayan, cebimi siken şeyler.

o yüzden işporta miştorto yok,20 senenin ardından, artık yok.basılı iş istiyorsan da sipariş verirsin baby.en azından neşterimi öde,uhu, kağıt ve toner benden olsun.şehir dışından çıkma işler de dağıtmıyorum.göndermeyin.o işi yapan yeni nesil fanzinciler var izmirde,ilgilenirler

ben evimde müzik dinleyip,kağıt kesme makinesi olcam. 9,10,11. kitaplarım da bu sene sonuna kadar tamamlanır,9 bitti zaten,kapak yapacam.neyse susayım,hislerimi guru (r.i.p) abimiz dile getirmiş,sözü kendisine bırakayım. haberler bööle.. https://youtube.com/watch?v=hGhI7UeD1bs

ek olarak, e-zine tamamlanınca, sosyal medyanın tamamından, hesapları açık bırakarak çekiliyorum..




İzmiryer6 distro

15 Aralık 2019

taşınma işlemleri ve mevcudiyetimizin

bir ay kadar önce buralara eklediğim ama iki üç gün sonrasında, öncesinde olamayacak gibi görünen aksiliklerin yolsuzlukların ve olumsuzlıkların gerçekleşme olasılıkları birden bire kesinlik kazanınca uçurduğum duyurumuzu bir takım naneleri de editleyerek tekrar edek,

buralardan taşınıyorum. muhtemelen bu, bu blog için son post.

ucuza kapattığım, bir hayli fonksiyonel bir mini server sayesinde, kafamdaki e-zine'i şekillendirebileceğim nihayet...

bilen bilir, 2000 yılından beri ama online mecrada ama basılı neşriyatçılık aleminde, bir takım düzenbazlıklar ya da düzenbozanlılıklar peşindeyim.

online mecra kısmı ise, varlığı benim dışımda kimsenin sikinde olmadığı için 2014 yılı sonlarına doğru çulsuzluktan kapanmıştı.. gerçi o günlerden beri bir şeyler sürekli tepe taklak bir şekilde yokuş aşağı gidiyor ya, neyse. ardından, distroma'a ait e-zine durumu, kişisel bir blog ve distro'ya ait bir blog olarak iki haneli bir odaya dönüşmüştü. domain ve hosting masrafını ödeyemediğimden yani..

basılı neşteriyatçılık kısmını ise, son beş yıldır giderek azalan baskı sayılarımdan sonra, son günlerine geldiğimiz 2019 yılı içerisinde, sadece 5 kopya bastığım yeni işlerim bile elimde patladığı için (işportada bile) bırakmaya karar verdim.

işportalcılık ya da portakalı soydumculuk durumu da aynı hezeyanlara gebe bir sürece kavuştuğu için, onu da sonlandırmak, doğru olacak.. ki elimde kalan son kitapları da toplu olarak, kardeşim ezman'a, yolda sahaf'a nakletmiştim. sadece fanzinlerden oluşan bir işportanın elbet de anlamı büyük benim için ama, kendi ürettiğim işler elimde patlarken, şehir dışından ya da geçmişten (şapkamdan) çıkan işleri (tavşanları) de tekrar tekrar basıp bir nevi dağıtılmasına aracılık etmek, üstelik o işleri üreten isimler, sizin işlerinizi basmak ya da sadece paylaşmak gibi bir zahmete katlanmıyorken, hamallık gibi görünmeye başladı gözüme.. üstelik sokak da sik gibi oldu artık biliyonuz mu? he siz o yüzden artık takılmaya gelmiyor idiydiniz sanırım. ben yeni aydım işte..

konserlerde stand açma işlevimimiz de son bulmuştur efenim. çünkü, tek başıma standa durduğum için o konserlerin yüzde sekseninde, konser izleyemiyorum, onu geç tuvalete bile gidemiyor insan, gerçi ben tezgahtan kim ne çalarsa çalsın deyip gidiyom o ayrı da, bazen grupların işleri (plağı filan mesela) sana emanet olunca onu yapamıyorsun.he eskiden durumlar böyle değildi tabii, her konuda, epey kalabalık takılırdık... meselenin ekonomik durum ile ilgili olduğunu öne süren arkidişlerin yalanlarını işitmek istemiyenko artık.

online mecra kısmına dönersek, evet eskisi gibi çoğul bir mecra olmayacak. şahsıma münhasır mini serverımda, (hosting değil bu kez) kendim çalım kendim söylücem. bu blogda da açıldığı günden beri kendim çalıp kendim söylüyorum gerçi o ayrı. he format bu kez, yine parasızlıktan infilak eden 2009'da ki sitemiz gibi müzikli filmli kitaplı fanzinli manzinli, belki ileride radyolu madyolu olabilir ama, katılıma açık olmaması, ruh ve sinir sistemime iyi gelicek gibi düşünüyorum. hatta tümden illetişim panelini kaldırıp yeni e-zine'mizden, huzura erdirebilirimiz, psikozotik ve paranoyotik hafızamızı.. halüsinasyondan arkidişlerim, yetiyor bana.

evden çıkmaya da niyetim yok. bazı halledilesi (hastane gibi) işlerim dışında. telefonumu uçuş modundan çıkarasım da yok. böyle iyi. he bak o şarkı da güzeldir aslında, du bi açıp geleyim: https://www.youtube.com/watch?v=_HKE-OwhjDE

ne diyodum jessika?

yazdığım çizdiğim zibilyon tane zırvanının da, zannediyorum yüzde otuzu burada yer alıyor. yayınladığım 100'den fazla fanzinin de bir kısmısı issuu hesabımda. e-zine aktif olursa, pdf'lerini de çakarız tamamının kendi serverımıza.. son iki yıldır daha az yazı yayınlamamın nedeni, birinin yarısı birinin çoğu biten iki romanla kavga etmiş olmam. onları sona erdirince, bir kapak döşeyip yeni e-zine'imize gömeriz abi. basmanın anlamı yok, çünkü fotokopiciye ayıp en azından, o kadar uğraşıyor. beleş verirsem alacağınız şeyi, okumayacağınız ve siklemediğiniz için, talep etmiyor olduğunuz için gerçeğini göz ardı edesim de yok artık. fiziksel baskısı dışında (cd yani) yayınlamadığı demosunda ki isimli şarkı da milis kardeşim o beleş dağıtma ruh halimi iyi açıklıyordu ama neyse, onu da gezdirdik işporta stand bir süre yanımızda..

2043 yılında hazır olur e-zine, linki buraya atar kaçarız abi.

önceki duyurumuzda naklettiğimiz kısmı yenileyelim:

--

bir çok kereler sinyali verilen, çekip gitme isteği, arzusu, başka diyarlara, semalara, -hem sanal dünya anlamında hem de gerçek hayatta- zannediyorum 1 kasım'ın ilk saatlerinde, yani şu an, aldığım, nihayet alabildiğim demek daha doğru olacak aslında, belirsizlikler ve kararsızlıklarla geçen iki senenin ardından, bir sonuca bağlanan yaşamsal ivlelenmemem, kendi adıma ve kendim için, en doğru olmasa bile en faideli şeyin, buraya dün gece eklediğim son öykümde de sözünü ettiğim gibi, sessizlik hakkımı kullanarak, ve ses oluşturabilecek dış etkenlerin de ekranıma, telefonuma ya da hayatıma düşmesini de ekarte ederek, uzamak olucak, kendi iç sessizliğime...


para bulursam eğer, yani bulabilir isem -şu aralar tüm kitaplarımı gönderdiğim yolda sahaf'tan bir miktar gelmesi söz konusu- blog yerine, unthatow.com .org .net nokta bilmembişi uzantısı, artık de denk gelirse, bir domain alıp, çok daha kapsamlı olan ancak yorum, e-posta, iletişim, sosyal medya gibi aktiviteleri olmayan bir e-zine ile, kendi içimde yayıncılıkçık hayatıma devam ederim.

baskı? gerek görmüyorum ve bu anlamda da ciddi ve kendinden emin gerekçelerim var.

geriye dönüş yapılmasını, yorum atılmasını ya da iletişim kurulmasını kapatma nedenlerim de apaçık ortada.

sayılardan ibaret olan, kaç takipçi, kaç beğeni bağımlılığından öteye geçmeyen sosyal medya curcunasına da, bu kez, sonsuza dek ve kalıcı olarak veda ediyorum. haber beklediğim üç beş bir şey var, onlarla da meramımı halledip, uçuş moduna geçebilirim zannediyorum...

sonrasına, sonra karar veririz...

e-zine olan sitenin adresi de unthatow nokta bilmem bişi olur işte... olursa. olmazsa da, parasızlıktan olmamıştır. wordpress temali bir şeye, o platform üzerinden kaykılırım. bu blog, kafamda ki e-zine sistemini karşılayamıyor zaten. fanzin olan şeyler de, baskı parasının cebimi emmesinden başka bir sike yaramıyor... gerçekten.


e-zine olan dalgayı açar isem, oradan, daha geniş kapsamlı bir şekilde, dijital yayıncılıkçılığıma devam ederim. basılı neşteriyat anlamında yayıncılıkçılığıma veda etmem şart idi zaten, çok çok çok öncelerinden...

bundan sonra da, umarım, bakkal için bile sokağa çıkmak zorunda kalmayacağım bir hayat ile selamlaşırım..

o yüzden, şimdilik, ve sonsuza dek, eyvallah...