10 Nisan 2024

drops

drops
#repost

ilmeği boğazına geçirdi zack. taburenin üstüne çıktı. aynı anda elinde de bir silah vardı. az önce yüklü miktarda hap içmişti. işi şansa bırakmak istemiyordu. silahı ateşlediği anda taburede devrildi. sesi duyan tuncay girdi odaya, öteki dünyadan koşup gelmişti.

intiharı bir pes ediş değildi, pek çok şeye direnmemişti çünkü bugüne kadar. bir savaş vermiyordu ki pes etmiş olsun. açlık grevlerini de anlayamamıştı zaten bugüne kadar. ister politik ister başka nedenlerle olsun, anlamsız gelmişti ona, kötü bir tavır gibi gelmişti. örneğin sevgilisinden ayrılan birinin açlık grevine girdiğini düşünelim diye düşünmüştü bir keresinde, bu sevgilimiz devlet ya da patron yerine koyduğumuz imgemiz. ee durum değişiyor mu? beni affet. beni işe al. beni geri kazan. beni serbest bırak. dileğimi yerine getir. taleplerimi karşıla. bana geri dön. aşkım bana geri dönene kadar açlık grevindeyim. seni kaale alıyorum, beni kaale al. kötü görünüyordu gözüne bu fikir. bir direniş gibi de gelmiyordu ona. ki direnişten ziyade saldırı olması gerekiyordu herhangi bir politik mücadelenin adı ona göre. çünkü baskı altındaysan, savunmaya geçemezsin, o yüzden sevmiyordu direniş kelimesini. zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyoruz, hayır direniyoruz. hayır bence, bir sendika kurup işçileri intihara teşvik etmeli. tüm işçilerin aynı anda topluca intihar etmesi kadar güzel hiçbir şey olamaz diye düşünüyordu. artık ipliğinizi kendiniz üretin. çünkü çalışmaktan vazgeçmek de intihar sayılacaktı. yaşam alanı bırakmayacaklardı çünkü. bırakmamışlardı. ya kurallarına uyarsın ya da açlıktan ölürsün. tabii bir yan gelirin ya da yaşayabileceğin bir kırsalın yoksa. olanları epey şanslı görünüyor gözüme. diye söylendi tuncay’a gözlerini açınca hastanede zack. uzun süre yoğun bakımda kalmıştı. tuncay’ın yanında refik, onun  yanında seçil oturuyordu. özlem ortada yoktu hala. gözünü açar açmaz söylenmeye başladım.

insanlar seni hayatta tutmaya çalışır. “aynı gemideyiz.” evet ama gemi delik, onarmanın anlamı yok. batalım. çünkü asla kara görünmeyecek.

biri de tutup triple oğlak olmama yorar bu karamsarlığımı, normali, ay burcususu, yükselenininini.. espri mi yapıyor anlayamam. zamanın birinde. espridir diye düşünüp gülerim, ama bir hayli ciddidir.

hayır intihar iyidir. zack etmez sadece. üzerine saatlerce düşünü kurabilir. o ayrı. rahatlatır bir çıkış kapısının bulunması ve kapıyı asla hiç kimsenin kitleyemeyecek olması. bi gün çalıcaktır kapıyı. açanın özlem olduğunu umuyordur. seçil bi siktirip gitsindir kendi cehennemine. bunu duyunca öfkeli gözlerle belirir karşısında. ama hiç konuşmaz. bir süredir hiç konuşmuyordur. mimikleri kalmıştır sadece. bir de her bir anlamı çok net özetleyebilen gözleri.

bu sessizlikte, sessizliğimde, kafayı yiyorum. sürekli içimden konuşuyorum tüm hafta boyunca. ama artık haftasonları da çenem düşmeyecek, biliyorum. çünkü seçil sustu. onun susması, benim suskunluğum. özlem’in intiharı, benim intiharım. tuncay’la refik’in çekip gitmesi, benim çekip gitmem. zamanı var. bekliyorum. bir kişi bile, umuttan ve güzel bir gelecekten bahsederse, yüzüne karşı annemden öğrendiğim tüm küfürleri ederim, biline. seçil bunu biliyor, o yüzden konuşmuyor artık. siz de bilseniz, fena olmaz sevgili dostlarım. hatta aptal saptal konuşmasanız kafi. çünkü bu konuşmalar bana iyi gelmiyor. işe yarar cümlelere ihtiyacım var oysa. bu sessizlikte kaybolucam yoksa. seçil kalkıp gitti. ben yazarken yanı başımda bağdaş kurmuş halıda oturuyordu. onun da bir çözümü kalmadı bu duruma. daha kötü ne olabilir ki? . jori’le konuşçam ben. o beni anlıyor. hep o konuşuyor gerçi ama anlıyor yani. yıllar önce anlamış. önceden almış tedbirini, anlatmış bildiğim tüm gerçekleri bana. yalan gerçekleri ipe diziyorum sanın siz ama kurgularımda, e mi? hafife alın. her şeyi hafife alın siz.

“imdat diye bağırmayacağımı biliyor olmalısınız de” dedi tuncay. az önce girdi odaya.
“sen bağırmadın hiç” dedim.
“beni siktir et dedi, sen bağır” sonra çıkıp gitti. ne dediği belli değil pezevenkin.

odadan çıkıp, bir paket sigara aldım. diğer odadan. dört saatte biter. dört saat sonra uyumuş olurum zaten. sonra iş. neyseki yarın bir mola vericez. iki günlük mola. allah demokrasi şehitlerimizden razı olsun, ekstra bir gün tatil kazandırdılar bana. üstelik pazarla birleşiyor. ne mutlu bana. ne mutlu.


 *başlık this empty flow’un bir şarkısının adıdır. 

17temmuz2017
#geriyedönüşler2 #kendimdenferagat isimli kitaplarımda yayınlanacak.. 

6 Nisan 2024

la ilahe

// la ilahe

mustafa kemali öldür

muhammedi öldür

marxı öldür

kalbinde ilahlaşan ya da

başkaları için ilah olan

herkesi öldür


hele ki benim gibi 

inançlı biriysen

kendi nefsini ve

nefsini ilahlaştıran herkesi öldür


ancak böyle varabilirsin

özgür bir zihne ve

birlikte ancak böyle varılabilir

özgür bir evrene


tayyip erdoğanı öldür 


06 04 24 17 14 

*la ilahe: ilah yoktur


.. 2056, 8 ağustos'ta çıkacek olen "polidize" isimli kitabemden..

ters korelasyon

// ters korelasyon

efendi çocuk değildi o
efendi olmak istemiyordu
herhangi birinin ya ya da bir yerin

efendi kelimesi
çift anlamı ile
ters korelasyon yapıyordu
kendi içinde

hiçbir efendi
efendi değildi
bu yüzden olmuşlardı
efendi 
birilerine
ya da birileri bu yüzden
görmüştü onları efendileri

efendi çocuk değildi o
hiç olmadı

ama komşu kadınlar
sandı öyle
kızları olsa verilecek tip hani
vardı da bazılarının kızları
kızları da istemezdi
efendi çocuk
başlarına bir efendi isterledi daha çok

ve asla başkasının gözünde
görüldüğü gibi biri olamadı o
içinden konuştuğu günler boyu
zihninin duvarları
yüksel desibelden
parçalandı
ama çıt çıkmadı 
gözlerinden

26.04.2024 - 17:00

yarı ölü

 // yarı ölü

aradan geçen uzun yıllardan ve
bir şeyleri yoluna koymak için
verilen mücadeleden sonra
pes ettiğimi itiraf etmek istiyorum
sizin dünyanız sizin kararınız

ama neyse ki bayram haftaya
haftaya bayram
iş yok yani
tatilmiş

ve geçenlerde bir arkadaşı
muhtemel bir halı saha maçı için
davet ettiklerinde
"gelirim ama ben anlamam maçtan" dedi
"birinin ayağını kırabilirim"

"harbi mi" dedim onu ciddiye alıp
kimse benim ciddi olduğumu 
sezinlemese de o an
"iyiymiş
benim ayağımı kıracaksan gel
bi altı ay rapor alırım sanırım
öyle değil mi?"
espri değildi
üzerinde gülünülmüş olsa bile
ve parmağıma bakıyorum bazen
parmaklarıma
hangisini kessem diye düşlüyorum
ve yapabilirim bunu
her an her saniye
biraz daha yukarı çıkıp hatta
elimi de kesebilirim
sağ mı sol mu bilemiyorum
biraz daha yukarı?
dirsekten mi ayırsak bir parçayı
ya da omuz
boyna ne dersiniz? 

27 Mart 2024

biraz kimsesiz kalabilir miyiz lütfen..

 // biraz kimsesiz kalabilir miyiz lütfen.. 


kayboldum.. 
boşuna arama, 
beni bulamazsın. 
düştüğüm yerde 
kendimi aramaktan vazgeçtim 

solungaçlarım çalışmıyor artık 
ama boğulduğumu bile hissetmiyorum 
bu nasıl bir şey biliyor musun? 
baş harfimin ne olduğunu hatırlıyor musun? 

kaybolduğumu söyledim sana 
ve boşuna arama 
kapsamaz 
kaplandım 
kapaklandım ya da 
her nasılsa işte 

"hey naber? nasılsın?" 
akış..  
akıyor yani hâlâ 
ama ne yöne olduğunu 
göremiyorum artık 

yoldan çıktım 
tarif edicek kimseyi de 
göremiyorum bu karanlıkta 
burası çok karanlık 
beyaz bir karanlık bu 
hiç renk yok 
gece bile 
gündüzün farklı bir evresi 
değişmiyor zaman 
akıyor sadece 

kayıptayız 
hayır kaybetmedik 
kayıptayız sadece 
eksi hanesine çizilen 
bir kaç saniye  
olan biten bu 
saniyeler, dakikaya 
ve sonra yıla dönebilir 
değiştirmeye çalışmıyorum hiçbir şeyi 
değişimden ziyade 
kendin olman gerekir 

beni arama, dedim sana 
bulamazsın 
hayır saklanmıyorum 
hepsi beyaz sadece 
her şey aynı tonda 
renkleri seçemiyorum 
duyguları hissedemiyorum 
nerdesin? 
nerde olan ne? 
önümü göremiyorum 
arkama dönemiyorum 
öyleyse bu bir sobe 
kendi kendime 
kendimce 
basit bir oyun 
fazlasıyla basit 
karmaşıklaştıran insanlar 
ben değilim 
ben hiçbir şey değilim 
ben hiçbir şeyim 

başa dönüyor önce 
sondan başa 
baştan başa 
daima başa 
başı kimin çektiği meçhul 
dönüp dolanıyor elime verilen ip 
kördüğüm edip 
hadi çöz diyorlar 
çözüyorum 
ve bir yenisi daha ekleniyor 
bitmeyecek 
bitmesi de gerekmiyor 
çözmeye çalışmaktansa 
bir çakmak alıp 
yakmalısın 
ipi ya da 
sözcüklerini 
sağır ve dilsiz 

ses geçirmez bir odada 
tek başıma kalmak istiyorum 
son dileğim bu  
ölmeden önce 

14 Temmuz 2023

kimsesizleşmek

bir zamanlar yazar olmaya çalışan bir çocuktum. sonrasında keşfedilmeyi bekleyen bir yazar olduğuma inandırıldım. ardından keşfedileceğine dair umudu kalmayan bir yazara dönüştüm. şimdiyse, bir yazar olduğuma dair inancım kalmadı. ama yazmaya devam ediyorum. ve arada sırada da yayınlamaya.. ve tanıdığım insanların bana saçma gelen dertleri varken, ben hiçbir sorunu yokmuş gibi rol kesmeyi iyi beceriyorum. bir gün sessiz sedasız ölüp gideceğim güne kadar, tamamen yalnız kimsesiz ve sessiz kalabileceğim bir alan yaratabilmek tek umudum artık.. 


ölümle yaşamın arasındaki çizgi ne kadar inceyse o kadar özgürleşiyordun.. kimsesiz olmak istiyordum. ne anne ne baba ne kardeş ne sevgili ne çocuk. dost arkadaş tanıdık istemiyor, ne kimseyi sevmek ne de birilerinin beni önemsemesini istiyordum, öldüğümde. kimsesizleşmek istiyordum..
 


14temmuz23-0416